menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Muhalefet olmak ve Türkiye'yi yönetmek

52 0
26.05.2026

Halkın muhalefetten temel beklentisi; ekonomik krize karşı somut ve uygulanabilir çözümler üretmesi, derinleşen hayat pahalılığına somut alternatifler sunması, güçlü ve güven veren bir vizyon çizmesidir. Toplum; günübirlik kısır tartışmalar yerine, birleştirici bir dil kullanarak halkın gerçek gündemine odaklanılmasını talep etmektedir.

“İki Türkiye” tablosu ortaya çıkmış durumda. Bir tarafta, sokağı görmezden gelen iktidar ve toplumdan kopuk ve iktidar ile çatışma içinde gündemde ön almaya çalışan siyasilerin ve yönetim elitlerinin oluşturduğu bir Türkiye var. Diğer taraftaysa; geleceğe güvensiz ve mutsuz bakan, iş, aş, sağlık, geçim derdinde olan, güvenli ve haysiyetli bir yaşam isteyen endişeli vatandaşların oluşturduğu bir Türkiye. Bu iki Türkiye arasındaki kopukluk giderek artıyor.

Siyaset, yalnızca seçim kazanma sanatı değildir.

Siyaset aynı zamanda bir toplumun psikolojisini yönetme, kriz anlarında topluma yön gösterme ve geleceğe dair güven duygusu oluşturma sanatıdır. Çünkü toplumlar yalnızca ekonomiyle değil, gördükleri siyasal davranış modelleriyle de şekillenir.

Bugün Türkiye’de üzülerek izlediğimiz tablo tam da bu yüzden sıradan bir parti içi tartışma değildir. Cumhuriyet’in kurucu partisi olma iddiasını taşıyan ana muhalefetin, kendi içinde aynı masa etrafında oturup konuşmakta zorlanması; yalnızca siyasi bir kriz değil, aynı zamanda sosyolojik bir alarmdır.

Çünkü toplumlar yukarıya bakarak öğrenir.

Sosyolog Emile Durkheim, toplumsal düzenin yalnızca yasalarla değil, ortak davranış kalıplarıyla ayakta kaldığını söyler. İnsanlar, kurumlardan yalnızca karar değil “davranış biçimi” de devralırlar. Eğer ülkenin en büyük siyasi yapıları kriz anlarında konuşmayı değil çatışmayı tercih ederse, sokaktaki insan da zamanla uzlaşmaya olan inancını kaybeder.

İşte bu nedenle bugün yaşanan mesele, yalnızca bir siyasi parti meselesi değildir.

Muhalefet; yalnızca eleştiren yapı değildir.

Muhalefet, iktidarı denetleyen; gerektiğinde devleti, milleti ve demokrasiyi koruyan ana refleks mekanizmasıdır. Çünkü güçlü demokrasiler yalnızca güçlü iktidarlarla değil, güçlü muhalefet kültürüyle ayakta kalır.

Bugün Türkiye’de milyonlarca........

© Haber Vakti