Bu Memleket Nasıl Hâlâ Ayakta, Asıl Soru Bu
Bu memleketin bunca hırsıza, dolandırıcıya, manipülatöre, fırsatçıya rağmen nasıl hâlâ ayakta kaldığını bazen gerçekten anlamıyorum.
Siyasetçisi ayrı bir yerden yükleniyor.
İş adamı vergiden kaçmanın yolunu arıyor.
Borsacısı başka türlü bir oyun kuruyor.
Bürokrasiye kadar uzanan başka hesaplar çıkıyor.
Birileri dini kullanıyor, birileri makamı, birileri parayı, birileri de insanların çaresizliğini.
Sonra dönüp bakıyorsunuz; ortada bütün bunların arasında ayakta kalmaya çalışan bir vatandaş var.
Ve çoğu zaman herkesin gözü aynı yerde:
Sanki bu ülkenin insanı, ne zaman eline üç kuruş geçirse birileri gelip o paradan kendisine pay çıkarmaya çalışıyor.
Buna artık yalnızca ekonomik mesele diyemeyiz.
Bu, toplumun psikolojisini de bozan bir mesele.
Çünkü insanın parasını kaybetmesi başka şeydir, parasını güvendiği bir sistemin içinde kaybetmesi başka.
Bir vatandaşın elinde yüz bin lirası olduğunu düşünün.
Belki o yüz bin lira hayatı boyunca biriktirdiği tek para.
Belki emekli ikramiyesi.
Belki çocuğunun geleceği.
Belki yıllarca çalışıp kenara koyduğu birikim.
Birileri çıkıyor, piyasayı manipüle ediyor, insanları yanlış yönlendiriyor, beklenti yaratıyor ve o insanın parası eriyor.
Şimdi bana “Piyasada risk vardır” demeyin.
Borsaya giren herkes para kazanmak zorunda değildir.
Ama piyasa riski başka şeydir, organize manipülasyon iddiası başka şey.
İşte devletin varlık sebebi tam burada başlıyor.
Devlet sadece vergi toplamak için yok.
Devlet sadece ceza kesmek için yok.
Devlet sadece vatandaşın kimliğini, tapusunu, ruhsatını düzenlemek için de yok.
Devlet, güçlü ile güçsüz arasındaki farkın uçuruma dönüşmesini engellemek için de var.
Vatandaşın hukukunu korumak için var.
Parasını korumak için var.
Piyasada kuralların herkes için aynı uygulanmasını sağlamak için var.
Zaten Sermaye Piyasası Kurulu'nun görev alanında piyasa dolandırıcılığı ve manipülasyonla mücadele bulunuyor. SPK da piyasa dolandırıcılığının 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 107. maddesinde suç olarak düzenlendiğini açıkça belirtiyor.
Peki o zaman soruyu sormayalım mı?
Hem de yüksek sesle soracağız.
Çünkü son günlerde........
