menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

RIZAIYE: BİR MAHALLE DEĞİL, ELAZIĞ'IN UNUTULMAYA YÜZ TUTAN HAFIZASI

68 0
15.08.2026

Harput'tan Mezra'ya inen bir şehrin ayak izleri… Bir çeşmenin suyu, bir caminin ezanı, bir şehidin adı, bir hocanın sesi, eski hastanelerin duvarları, okul sıraları ve yıllarca insan taşıyan minibüslerin telaşı…

Bazen bir mahalleyi anlatmak, aslında bir şehri anlatmaktır.

İşte Rızaiye Mahallesi tam da böyle bir mahalledir.

Bugün Elazığ'ın merkezinde günlük hayatın içinde sıradan görünen Rızaiye sokaklarında yürürken, aslında şehrin kuruluş hikâyesinin önemli bir bölümünün üzerinde yürürüz.

Çünkü Rızaiye'nin hikâyesi, Harput'tan Mezra'ya inen Elazığ'ın hikâyesidir.

HARPUT'TAN MEZRA'YA İNEN ŞEHİR

1834 yılı Elazığ tarihi açısından bir dönüm noktasıdır.

Harput'taki yerleşimin aşağıya, Mezra'ya doğru kaymasıyla yeni bir şehir ortaya çıkmaya başladı. Devlet kurumları, kışlalar, hastaneler ve diğer yapılar zaman içerisinde Mezra çevresinde gelişti.

Harput'tan gelen insanlar yeni yerleşim alanında mahalleler kurdular.

1867 yılında Sultan Abdülaziz döneminde şehre Mamuretülaziz adı verildi. Halk arasında zamanla Elaziz olarak kullanılan bu isim, Cumhuriyet döneminde Elazığ olarak yerleşti.

Bugün Rızaiye'nin taşına toprağına baktığımızda işte bu büyük dönüşümün izlerini görürüz.

Harput'un yukarıda bıraktığı hatıra, Rızaiye'nin sokaklarında aşağıya taşınmıştır.

KORTİKOĞLU'NDAN KURTOĞLU'NA, ORADAN RIZAIYE'YE

Bugünkü Rızaiye'nin içerisinde kalan eski yerleşimlerden biri de mahalle hafızasında Kortikoğlu/Kurtoğlu adıyla yaşamıştır.

Mahallelerin sınırları değişti.

Eski isimlerin bazıları idarî değişikliklerle ortadan kalktı.

Fakat o isimleri kullanan insanların hatıraları kaybolmadı.

Bugün Rızaiye'yi anlatırken Kurtoğlu'nu hatırlamak, aslında Elazığ'ın eski mahalle kültürünü hatırlamaktır.

Çünkü eski Elazığ'da mahalle demek sadece evlerin bulunduğu yer değildi.

komşuluktu, camiydi, çeşmeydi, mektepti, esnaftı ve insanın doğduğu yere duyduğu aidiyetti.

ŞEHİTLERİN İSİMLERİYLE YAŞAYAN SOKAKLAR

Rızaiye'nin bugün en anlamlı özelliklerinden biri, bazı sokak ve caddelerinde vatan uğruna hayatını kaybedenlerin isimlerinin yaşatılmasıdır.

Şehit Polis Mustafa Yüksel Sokak…

Şehit Astsubay Fatih Özmen Sokak…

Şehit Teğmen Nadir Ozan Sokak…

Şehit Üsteğmen Fikret Çete Sokak…

Ve Kıbrıs Şehidi Mehmet Güçlü Caddesi…

Bu isimler birer adres değildir.

Bunlar Elazığ'ın vefa defterindeki satırlardır.

Bugün insanlar bu sokaklardan geçerken belki tabelaya yalnızca adres olarak bakıyor.

Oysa o tabelaların her birinin arkasında bir hayat, bir aile, bir anne, bir baba ve yarım kalmış bir ömür vardır.

Bir şehidin adı bir sokağa verildiğinde, o sokak artık sadece bir yol değildir.

O sokak, bir hatıradır.

HACI HULUSİ EFENDİ: BİR SOKAĞA SIĞMAYAN HATIRA

Rızaiye'de Hacı Hulusi Efendinin adı da bir sokakta yaşatılıyor.

Hacı Hulusi Efendi, Elazığ'ın dinî ve kültürel hafızasında önemli bir yere sahip isimlerden biridir.

Bir insanın adı bir sokağa verilebilir.

Ama onun yaşadığı hayat bir sokağa sığmaz.

Çünkü bazı insanlar şehirlerin yalnızca tarihine değil, ruhuna da dokunur.

ALAEDDİN SÜT HOCA: RIZAIYE'NİN UNUTAMADIĞI SES

Ve şimdi Rızaiye'nin benim için en hüzünlü hatıralarından birine geliyoruz:

Hacı Alaeddin Süt Hocamız…

Bugün Rızaiye'de onun adını taşıyan bir sokak var.

Ama onun adı benim için yalnızca bir sokak tabelası değildir.

O, Onurlar Camii'nin değerli müezziniydi.

Yıllarca ezanıyla, sesiyle, insanlara yaklaşımıyla mahalle halkının gönlünde yer etmişti.

Bir müezzinin sesini anlatmak kolay değildir.

Çünkü müezzinin sesi sadece kulakla duyulmaz.

Bazen insanın çocukluğuna karışır.

Bazen sabah ezanıyla birlikte evin penceresinden içeri girer.

Bazen bir cenazede insanın yüreğine dokunur.

Alaeddin Süt Hoca da Rızaiye'nin böyle hafızalara yerleşen insanlarından biriydi.

Fakat hayatın acı tarafı şudur:

Bir gün o güzel ses sustu.

Bir trafik kazasında hayatını kaybetti.

Ve Rızaiye bir insanını daha kaybetti.

Bugün Onurlar Camii'nin çevresinden geçerken insan ister istemez onu hatırlıyor.

Belki caminin kapısı açılıyor.

Belki bir müezzin mikrofona yaklaşıyor.

Ama insanın zihninde başka bir ses beliriyor:

“Alaeddin Süt Hoca şimdi nerede?”

İşte şehir hafızası tam da budur.

Ama adı bir sokakta kalır.

Ve o sokaktan her geçen, bilmeden de olsa onun hatırasının üzerinden yürür.

Ruhun şad olsun Alaeddin Süt Hocam.

HAFIZ ABDULLAH NAZIRLI: BİR SOKAĞA SIĞAN KOCAMAN BİR ÖMÜR

Rızaiye'nin bir başka değerli ismi de Hafız Abdullah Nazırlıdır.

Onun adı bugün mahallede........

© Günışığı Gazetesi