TERLEMEDEN TAHTA OTURMAK İSTEYENLER
Eskilerin güzel bir sözü vardır; Anadolu’da hâlâ yankılanır: “Hamama girmeyen terlemez.”
Bu söz yalnızca çalışmayı değil, hayatın sert gerçekliğini de anlatır. Çünkü insan ancak buharın içine girerse arınır. Ancak yük taşırsa güçlenir. Ancak düşerse kalkmayı öğrenir.
Fakat bazı insanlar daha çocuk yaşta başka bir yol seçer. Gerçek dünyanın o çıplak ve acımasız düzeniyle yüzleşmemeye karar verirler. Çünkü hayatın değişmeyen bir kuralı vardır: Bir gün birisi sizden daha iyi olabilir. Bir başkası daha çok çalışabilir, daha üretken olabilir, daha fazla sevilip daha fazla takdir görebilir.
İşte narsistik yapı tam da bu gerçeğe tahammül edemediği yerde ortaya çıkar.
Onlar hamama girmek istemez. Yani emek vermek, terlemek, başarısız olmak, yeniden ayağa kalkmak… Bunların hiçbiri onlara göre değildir. Ama hamamdan çıkan o temizlenmiş, alkışlanan, hayranlık duyulan insanın gördüğü ilgiyi isterler. Üstelik bunu emekle değil; kestirmeden, manipülasyonla, başkalarının sırtına basarak elde etmeye çalışırlar.
Çünkü gerçek emek ağırdır. Uykusuz geceler ağırdır. Yetersizlik hissiyle yüzleşmek ağırdır. Kendi eksiklerini kabul etmek ise onlar için neredeyse imkânsızdır.
Bu yüzden çözümü başka bir yerde bulurlar: Kendilerini........
