Coğrafyanın Birleşik Hafızası: Ortak acılar, tarihsel yükler ve insani hakikat
Bölge tarihi, yalnızca sınırların çizildiği veya siyasi antlaşmaların imzalandığı sayfalardan ibaret değildir. Bu coğrafya; yüzyıllardır aynı toprağı işleyen, aynı gökyüzünün altında yaşayan, sevinçleri kadar kederleri de ortak olan toplulukların savaş alanı olmuştur..ortak hafıza mekânı olamamıştır…Ancak yakın tarihin çalkantılı süreçleri, bu topraklara derin izler, telafisi güç yaralar ve unutulmaz insani trajediler bırakmıştır.
1. Bölünmüşlük, asimilasyon ve tarihsel parçalanma 1639 Kasr-ı Şirin’den 1923 Lozan’a uzanan tarihsel süreç, coğrafyanın ve ailelerin fiziki olarak bölünmesine yol açmıştır. Kürt halkının tarihsel ve kültürel varlığı üzerinde uygulanan inkâr, zorunlu göç ve dil yasakları gibi politikalar; Dêrsim’den Enfal’e ve Halepçe’ye kadar uzanan hafızada derin kırılmalar yaratmıştır. Bu süreçler, bireylerin ve toplulukların temel kimlik haklarından mahrum kalmasına ve nesiller boyu sürecek bir keder duygusunun yerleşmesine neden olmuştur.
2. Sivil insanların ve bölge halkının çektiği derin acılar Çatışmalı ortamların ve şiddet sarmalının en ağır yükünü her zaman sivil halk taşımıştır. Bu coğrafyada yaşanan acılar tek taraflı kalmış ..Kürt, asker, köylü, kadın ve çocuk ayırt etmeksizin geniş bir insani dram tablosu ortaya çıkarmıştır: Maddi ve Manevi Yaşam Alanlarının Tahribi: Bölgede yürütülen güvenlik operasyonları ve çatışmalar sırasında ev aramalarında erzakların birleştirilip dökülmesi, gıdaların kullanılamaz ve yenilemez hale getirilmesi, geçim kaynağı olan hayvanların telef edilmesi gibi uygulamalar; halkın gündelik yaşamını ve rızkını hedef almış,........
