menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir bayram günü

14 0
previous day

Memleketin ahvali, neredeyse her bayram, memleket insanını yüksek siyaseti analiz etmekle meşgul ediyor. Mutlu azınlık hariç tabi. Mutlu azınlık mutlak butlan kavramının memleketin başına sardığı beladan nemalanmakla meşgul.

Serçeler ve tavuklar birbirlerine alışmış gibi görünüyorlardı. Yine de mesafeli bir alışkanlıktı bu. Serçeler, tavuk arkasını dönünce yemden nemalanıyorlardı. Tavuk kabın içindeki yeme hamle yaptığında serçeler zıplayarak geri çekiliyorlardı. Sonra tavuk toprağı eşeleyerek ağır adımlarla bahçede gezinirken birkaç serçe yem kabına dadandı. Gagaları hızla yem kabına dalıyor ve aynı hızla etrafı kolaçan ediyorlardı. Serçelerin ziyafeti, tavuğun sinirli sesler çıkarıp yem kabına doğru koşmasıyla sona erdi. Serçeler havalanıp az öteye kondular. Tavuğun sakinleşmesini beklediler. Tavuk yem kabının başında bekledi. Daha sakin sesler çıkarıyordu ve sanki, "Bu yem benim, hepsini size yedirmem" der gibiydi. Tavuk ile serçelerin arasındaki didişme, içinde gerilim barındırmayan bir oyun, bayram sabahının neşesi gibiydi. Öte yandan doğanın döngüsü ya da hayatın gerçeği bu şekilde değil miydi? Bir sürekli çatışma hali içinde devinip duruyor her şey. Güçlüler ve zayıflar, fırsatçılar ile mağdurlar, zalimler ile mazlumlar, yenikler ile galipler... Bayram günü de olsa bu zalim gerçek böyle, değişmiyor ve kendisini hiç unutturmuyor. * Bir grup çocuk bahçe kapısından içeri giriyor "Bayramınız kutlu olsun", "Cejna we pîroz be" diyerek. Kiminin güvenli kiminin utangaç sesleri birbirine karışıyor. Bayram günü için şık kıyafetler giymişler. Ellerindeki poşetler şık........

© Güneydoğu Ekspres