Bize Yutturulanlar mı?
Gelen ileti ve yorumlara bakınca bir kez daha eğitimci, yazar, anne ve yurttaş olarak gördüm ve anladım ki gençlerimiz gergin, umutsuz, çaresiz, geleceksiz, kaygılı, şanssız, pek çok şeyden mahrumken; aileler ne yapacağını bilemiyor…
Artan kira, yetmeyen harçlık, zor bulunan burslar, yetmeyen yurtlar, ailelerin gittikçe zorlayan bütçesi, ulaşım maliyeti, temel yaşam giderleri, kitap-kırtasiye masrafları, ekonomik kriz gençleri eğitimden koparıyor ya da kayıtlarını dondurmalarına neden oluyor. Çünkü üniversite kazanmak yetmiyor, onun arka planı ciddi bir ekonomik destek ve sürdürülebilirlik istiyor.
Devlet-vakıf 208 üniversitemizde okuyan 7 milyona yakın öğrenci var. Çok zor koşullar altında yaşayan, çalışarak okumaya çalışan, 500 bine yakın üniversiteli genç son 5 yılda kayıtlarını dondurdu. Bu “paran yoksa okuyamazsın!” demek midir? MEB’in başarılı uygulamalarının sonucu mudur? Hayret uyandıran, ilginç olan ve ilham veren 25. yıl kutlamalarında planlaması yapılan gelecek 25 ve 50 yıllık planlar arasında gençler var mıdır? Ya da bu bir kırılma noktası değilse nedir?
Yazdıklarımızı bildiğinizi biliyor, unutmamak ve unutturmamak için yazdığımızı da siz biliyorsunuz…
Biz buralara nasıl geldik sorusuna yanıt ararken, yutturulan irili ufaklı, zamanlı zamansız hapları düşünürken; “kabahatin çoğu senin canım kardeşim” diyen şairimize hak vermemek mümkün mü?
Radyo televizyon bölümünden felsefe eğitimine, işletme fakültesinden yabancı diller yüksekokuluna, inşaat mühendisliğinden öğretmenliğe kadar pek çok dalda eğitim alan gençlerin trafik polisi ya da........
