Altın Ağlatıyor
Yıllardır “Savaş çıksın, ortalık karışsın, altın uçar” diyen o kadim piyasa mantığı, 2026’nın bu Mart ayında fena halde çuvalladı. Altın, tarihinin en büyük sınavlarından birini verirken, yastık altını tek kale belleyenleri de şaşırtarak sessizce geri çekiliyor.
'Sarı fırtına' melteme döndü
Aslında her şey bir "kusursuz fırtına" gibi başlamıştı. Pandeminin yaraları tam sarılmadan patlak veren Rusya-Ukrayna savaşı, ardından Ortadoğu’da fitili ateşlenen o büyük gerilim... Dünya adeta bir "belirsizlikler çağı"na girmişti. Enflasyon tüm büyük ekonomilerde bir canavar gibi büyürken, merkez bankaları bile panikleyip kasalarını tonlarca külçeyle doldurdu. İnsanlar paralarının eriyip gitmemesi için bildikleri en eski limana, altına sığındılar.
Altının onsu 5 bin dolarlık o psikolojik sınırı zorlarken, herkesin dilinde tek bir cümle vardı: "Daha karpuz kesecektik, bu daha başlangıç." İşte o günlerde altın, dünyanın mutsuzluğundan, korkusundan ve çaresizliğinden beslenerek o görkemli tahtına oturmuştu.
'İran Savaşı' paradoksu
Gelelim bugüne, yani o meşhur analizi eksik bırakan "İran Savaşı" gerçeğine. Haftalardır manşetlerden düşmeyen, bölgeyi adeta bir ateş çemberine çeviren o gerilim, herkesin beklentisinin aksine altının parıltısını artırmak yerine sönükleştirdi. Peki, neden? Bir savaşın ortasında "güvenli liman" neden su alıyor?
İran ile yaşanan bu sıcak çatışma, küresel piyasalarda bambaşka bir mekanizmayı tetikledi. Savaşın başlamasıyla fırlayan petrol fiyatları, tam "enflasyon düşüyor"........
