Komedyen içeride, biz kararsızız
Onaltıncı yüzyıl Fransız düşünürü Étienne de La Boétie, hukukçu, hümanist ve deneme türünün büyük ustası Montaigne’in en yakın dostuydu. Çok genç yaşta kaleme aldığı “Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev” adlı kısa metniyle siyasal düşünce tarihinin en basit ama en rahatsız edici sorularından birini ortaya attı: Bir kişi, kendisinden kat kat güçlü milyonlarca insana nasıl boyun eğdirebilir?
La Boétie cevabı yalnızca zorbalığın gücünde aramıyordu. Çünkü hiçbir iktidarın polisi, askeri, hâkimi ve hapishanesi toplumun tamamına tek tek yetişemezdi. Zorbalığın sürmesi için insanların bir bölümünün ona hizmet etmesi, bir bölümünün ondan yararlanması, çok daha geniş bir bölümünün de zamanla olup bitene alışması gerekiyordu.
La Boétie buna “gönüllü kulluk” diyordu.
Gönüllü kulluk, insanların baskı görmekten hoşlanması değil. Baskı başkasına yöneldiğinde susması, devletin keyfîliğini kendi mahallesine dokunmadığı sürece önemsememesi, hatta sevmediği biri cezalandırıldığında bundan memnuniyet duyması.
İktidarın gücü biraz da buradan doğuyordu.
KONDA’nın komedyen Deniz Göktaş’ın tutuklanmasına ilişkin araştırması, bu eski metni yeniden hatırlatıyor. Ankete katılanların yüzde 34’ü tutuklamayı doğru, yüzde 41’i yanlış buluyor. Yüzde 25 ise “ne doğru ne yanlış” diyor.
İlk bakışta tutuklamayı yanlış bulanların daha fazla olması teselli verebilir. Fakat bir komedyenin sahnede söylediği sözler nedeniyle özgürlüğünden mahrum bırakılmasına ankete katılanların yalnızca yüzde 41’i açıkça karşı çıkıyor. Geri kalan yüzde 59 ya tutuklamayı onaylıyor ya da bunun yanlış olduğunu........
