menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Jeopolitik hesaplar ve bir çocuğun uykusu

20 0
31.03.2026

Dehşetin kendisi kadar, dehşetin bu kadar rahat konuşulması öfkelendiriyor insanı. Ekranlar açılıyor, haritalar seriliyor, hedefler sayılıyor, menziller konuşuluyor. “Güç” deniyor, “misilleme” deniyor, “caydırıcılık” deniyor. Savaş, sanki uzaktan izlenen bir oyunmuş gibi anlatılıyor.

O sırada bir yerde bir çocuk uykusundan sıçrayarak uyanıyor, bir anne telefona bakıp duruyor, bir hastanenin ışıkları titriyor. Yukarıda kurulan dil ile aşağıda yaşanan hayat arasındaki uçurum işte tam burada büyüyor.

Savaşı isteyenler başka, onun altında kalanlar başka.

Savaş zamanlarında önce dil bozuluyor. Kelimeler sertleşiyor, cümleler kabalaşıyor, hayatın yerini kavramlar alıyor. Her şey büyük, iddialı, gösterişli bir tona bürünüyor. O dilin içinde şehirler küçülüyor, insanlar silikleşiyor, acı ise neredeyse teknik bir ayrıntıya dönüşüyor.

Bugün dünyanın birçok yerinde aynı kopuş yaşanıyor. Yukarıdakiler “operasyon” diyor, aşağıdakiler enkazın başında isim arıyor. Yukarıdakiler “misilleme” diyor, aşağıdakiler cenaze kaldırıyor. Yukarıdakiler “caydırıcılık” diyor, aşağıdakiler elektriği kesilmiş bir evde sabahı bekliyor. Kararı alanlarla bedeli ödeyenler aynı insanlar değil. Tehdit edenlerle korkanlar başka. Masada konuşanlarla mezarlığa gidenler birbirinden kopuk.

Asıl yara da burada açılıyor. Yönetenlerle yönetilenler arasındaki mesafe artık yalnızca siyasi bir mesafe değil. Bu, vicdan mesafesi. Hatta hakikat mesafesi. Çünkü yukarıda kurulan dil ile aşağıda yaşanan gerçeklik birbirine değmiyor. Bir tarafta nutuk var, öbür tarafta yas. Bir tarafta jeopolitik hesaplar, öbür tarafta çocuklar, hastalar,........

© Gazete Pencere