menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Göreli yoksunluk

26 0
01.10.2026

Türkiye’nin içinde bulunduğu yoksulluk ve özellikle mutlak yoksunluk gerçeğini farklı açılardan ele alan birçok yazı yazdım. Bu yazılar ağırlıklı olarak insan yaşamının devamı için gerekli olan beslenme, temiz su, barınma, güvenlik ve temel giyim gibi nesnel ve zamandan/mekândan görece bağımsız temel fiziksel ihtiyaçların karşılanıp karşılanamaması üzerineydi. Dolayısıyla da bunlar ekonomik gerçeklerden beslenen yazılardı.

Bu gerçekleri bir adım öteye taşıyarak günümüz toplumu üzerine eksiksiz ve daha doğru bir okuma yapmak mümkün görünüyor. Burada başvuracağımız temel kavram da göreli yoksunluk (relative deprivation).

Bugünün sosyal bilim literatürüne bakacak olursak, en yalın biçimiyle göreli yoksunluk, bir kişinin veya grubun kendisini anlamlı bir karşılaştırma standardına göre dezavantajlı görmesi ve bu farkı haksız ya da kabul edilemez bulması hâlidir.

İlk kez 1940’ların sonunda kullanılmaya başlanan bu kavram insanların toplumsal durumlarını yalnızca sahip oldukları şeylere bakarak değil, sahip olduklarını neyle karşılaştırdıklarına bakarak anlamamız gerektiğini söyler. Dolayısıyla buradaki kritik mekanizma karşılaştırma referansı ve beklenti üzerinden işler. Bu nedenle bir insan nesnel ölçütlerle yoksul olmayabilir ama kendini yoksun hissedebilir. Bu durumun tersi de mümkündür: Son derece kötü koşullarda yaşayan biri karşılaştırma yaptığı grubun koşulları da benzer olduğu sürece yoğun bir yoksunluk duygusu yaşamayabilir.

Göreli yoksunluk bireysel düzeyde olduğu kadar........

© Gazete Pencere