menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Para ve maliye politikasındaki soru işaretleri büyüyor

21 0
14.09.2026

Türkiye ekonomisine ilişkin son gelişmeleri yan yana koyduğumda, birbirinden bağımsız gibi görünen iki ihtimalin aslında aynı soruna, yani ekonomi politikasının önündeki güven ve kur riski meselesine bağlandığını düşünüyorum. Birinci ihtimal, Merkez Bankası’nın faiz indiriminde acele etmemesinin arkasında yalnızca açıklanan TÜFE oranlarının değil, toplumun ve reel sektörün hissettiği enflasyonun da bulunması. İkinci ihtimal ise yeni OVP’de cari transferlerde özellikle 2027 yılında görülen artışın yalnızca sosyal harcamalar veya seçim hazırlığı amacı taşımayıp, ileride yaşanabilecek sert bir döviz hareketinde devreye sokulabilecek KKM benzeri bir finansal koruma mekanizması için mali alan bırakıyor olabileceği. İkinci iddia elbette kanıtlanmış bir politika değil; ancak geçmiş bütçe uygulamalarına bakıldığında tamamen göz ardı edilecek bir ihtimal de değil.

Önce Merkez Bankası tarafına bakalım. TCMB politika faizini yüzde 37’de sabit tuttu. Karar metninde enflasyonun ana eğiliminde gerileme görüldüğünü kabul ederken, yüksek enerji fiyatlarının yukarı yönlü risk yarattığını ve bundan sonraki kararların enflasyon gerçekleşmeleri, ana eğilim ve beklentiler dikkate alınarak toplantı bazında ve ihtiyatlı biçimde verileceğini söyledi. Özetle, faiz indirimi konusundaki belirgin ihtiyat, enflasyonun yalnızca açıklanan endeksten ibaret olmadığının Banka tarafından da dikkate alındığını düşündürüyor.

ALGI VE GÜVEN PROBLEMİ VAR

Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor. Ağustos ayında TÜİK yıllık TÜFE’yi yüzde 31,51, aylık enflasyonu yüzde 1,84 olarak açıkladı. Üstelik çekirdek göstergeler de yıllık yüzde 30 civarında. Buna karşılık TCMB’nin kendi anketinde 12 ay sonrası enflasyon beklentisi reel sektörde yüzde 32,80, hanehalkında yüzde 45,58. Piyasa profesyoneli ile vatandaş arasında yaklaşık 22 puanlık bir beklenti farkının bulunması, çok ciddi bir algı ve güven problemi olduğunu gösteriyor.

Benim asıl çekincem burada başlıyor. Eğer Merkez Bankası fiilen, “Resmi TÜFE bugün olduğundan düşük görünüyor, biraz beklersek gerçek hayatta hissedilen enflasyon ile resmi endeks bir yerde buluşur” gibi açıkça ifade edilmeyen bir varsayımla faiz indirimini geciktiriyorsa bunun ciddi sakıncaları var. Çünkü para politikası kararının arkasındaki referans belirsizleşirse öngörülebilirlik de zayıflar. Daha kötüsü, Merkez Bankası’nın kendisinin de resmi fiyat istatistiklerine tam güvenmediği yönünde bir kanaat oluşursa bu kez TÜİK’in güvenilirliği tartışılırken TCMB’nin iletişim gücü de zarar görebilir.

Hatırlarsak, geçen yıl Merkez Bankası'nın içinde ayrı bir fiyat endeksi yapıldığı haberi yayılmıştı.

FAİZ İNDİRMENİN CİDDİ RİSKİ VAR

Tabii beklemenin başka bir maliyeti daha var. Resmi enflasyondaki düşüş gerçekten dezenflasyonu yansıtıyorsa, tanımlanmamış bir “yakınsama” beklentisiyle faizleri gereğinden uzun süre yüksek tutmak reel........

© Gazete Pencere