Küçülen Türkiye…
AKP, devlet gücünü kullanarak siyaseti dizayn etmeye devam ediyor. Muhalefetsizleştirme hamleleri de bu stratejinin bir parçası. “Mutlak Butlan” mefhumu hayatımıza kısa süre önce girmiş olsa da parti kapatmalara, siyaseten etkisiz hâle getirme girişimlerine tarihi seyrimiz itibariyle alışığız. Veya eğitim kurumları kapatılmasa da akademisyenlerin üniversitelerden atıldığı, ülkeden kaçmak zorunda bırakıldığı veya hapsedildiği dönemleri yaşadık. Lakin bu dönemi geçmişten ayıran bariz farklar var. Darbe ve baskı dönemlerinde bir siyasi figüre indirgenemeyecek “devlet” kararları ve operasyonları söz konusuydu. Özel Harp Dairesi gibi dış etkiler olsa da meselenin merkezinde hükümetler değil devlet vardı. Bir siyasi partinin veya liderinin inisiyatifi ile yaşam alanlarının bu denli daraltıldığı bir dönem yaşanmamıştı. Bugünkü uygulamaların rejim veya yöntem değişikliğinin sonucu olduğu da düşünülebilir ama böyle olmadığına dair emareler de var.
Mesela Devlet Bahçeli’nin mutlak butlan davası ile ilgili açıklamaları çok önemli. Önemli çünkü bir süredir kendisini devletin sesi olarak görmeye alıştırıldık ve Kürt Açılımı ile de bu duygu durumu pekişti… Devlet Bey, Kemal Kılıçdaroğlu’nun Özgür Özel ile uzlaşıya varması ve feragat etmesi gerektiğini söyledi. Siyasi müktesebatı ve tarihi pratiği alarmizme ve gerilime öykünen bir siyasinin itidal, barış ve uzlaşı öneren tutumu dahi ne kadar vahim bir iklime savrulduğumuzu gösteriyor. Mealen “Tamam, Türkiye bir hukuk devletidir, yargı bağımsızlığı da vardır ama o kadar da bağımsız olmayabilir; hülasa........
