menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

EKSİLMEYEN BİR ÖZLEM: BABAM…

16 0
05.10.2026

(Dr. Ahmet Yılmaz Hoca’nın aziz hatırasına…)

Rahmetli babam, Dr. Ahmet Yılmaz Hoca, 6 Ekim 2015 tarihinde bu dünyadan ayrıldı. Yarın vefatının yıl dönümü olmasından dolayı bu gün babamdan bahsetmek  istedim.

Aradan yıllar geçti. Takvimler yaprak yaprak eksildi, mevsimler değişti, hayat kendi akışı içerisinde devam etti. Fakat bazı ayrılıklar vardır ki zaman onları eskitemez. Babamın vefatının üzerinden yıllar geçmiş olmasına rağmen, sanki daha dün evimizin kapısından çıkıp gitmiş gibi gelir bana.

O'nun evde oturduğu yer hâlâ gözümün önündedir. Konuşmaları, nükteleri, ince şakaları, çocuklarla kurduğu sıcak diyalogları hafızamızda bütün canlılığıyla durmaktadır. İnsan bazen bir sesin, bir bakışın, bir tebessümün ne kadar kıymetli olduğunu, o ses ve bakış artık yanında olmayınca daha iyi anlıyor.

Babam, şeker hastalığının yol açtığı böbrek yetmezliği sebebiyle hayatının son yedi yılını diyaliz ünitesine bağlı olarak geçirdi. Bu yıllar onun için büyük sıkıntılarla geçti. Böbrekleri görevini yapamadığı için sıvı tüketimini ciddi biçimde sınırlaması gerekiyordu. Öyle ki bir günde ancak bir bardak kadar su içmesine izin veriliyordu. Fakat babam, doktorlarının tavsiyelerine büyük bir disiplinle uyardı. Kendisine söylenenleri asla hafife almaz, ölçüyü hiçbir zaman aşmazdı. Biz de onun yanında su, çay gibi içecekleri mümkün olduğunca tüketmemeye çalışırdık. Ne zaman böyle yaptığımızı fark etse bize kızardı:

“Siz rahat olun, siz içtiğiniz zaman sanki ben içiyorum.” derdi.

Çektiği onca sıkıntıya rağmen şikâyet etmeyi sevmezdi. Yaşadığı acıları bile bir imtihan ve terbiye vesilesi olarak görürdü. Bir gün bana musibetlerin insan üzerindeki tesirini anlatırken demirden örnek vermişti:

“Bıçak, kılıç, balta, kama gibi kesici aletlerin hammaddesi demirdir. Demir ise kendi hâliyle yumuşaktır. Onu sertleştirmek için ateşe sokarlar, çıkarırlar, suya batırırlar. Bu işlem defalarca tekrarlanır. Her ateş ve su arasında demir biraz daha güçlenir ve sonunda çeliğe dönüşür. Mümin de böyledir. İnsan hayatında karşılaştığı sıkıntılara sabreder, başına gelen musibetleri Allah'ın imtihanı olarak görürse, her musibet onu biraz daha olgunlaştırır. Nasıl ki demir ateşten ve sudan geçerek çelikleşiyorsa, mümin de musibetlerle karşılaştıkça sabırla güçlenir.” derdi.

Bu sözler, babamın hayata ve imtihanlara bakışının küçük bir........

© Gazete İpekyol