Herkes borçlu ama maşallah hepimiz zenginiz!
Eskiden birinin parası yoksa parası yoktu. Gayet sade bir durumdu. “Bu ay biraz sıkışığım” derdi. Konu kapanırdı. Şimdi öyle mi? Şimdi herkes sıkışık ama kimsenin hayat standardı sıkışmıyor. Kredi kartı sıkışıyor. Ek hesap sıkışıyor. Maaş daha hesaba yatmadan sıkışıyor. Bir tek insanın kendisi Bodrum’da ferah ferah geziyor. Memlekette kiminle konuşsam borçlu. “Abla sorma, kartlar dolu.” E nerdesin? “Çeşme.”
Ben burada bir ekonomik bağlantı hatası görüyorum ama çözemedim. Bir başkası anlatıyor: “Bu ay gerçekten bittik.” Ne oldu? “Arabanın taksidi, evin kredisi, kartlar, çocukların masrafı… Bir de tatile çıktık, mahvolduk.” Canım benim… O sonuncuyu size Merkez Bankası zorla mı yaptırdı? Eve yazı mı geldi? “Sayın vatandaşımız, ekonomik durumunuzun daha da bozulabilmesi için 7 gece her şey dahil tatile çıkmanız zorunludur.” Bir de artık borç miktarları öyle üç beş değil. Eskiden “Beş bin lira borcum var” denirdi. Şimdi beş bin lira borcu olana dönüp sarılasım geliyor. “Sen borçlu değilsin yavrum, senin üzerinde hafif bir finansal esinti var.” Milletin kredi kartı borcu olmuş yüz binler… Ek hesap eksi… Kredi devam ediyor… Telefon taksitle… Araba krediyle… Mobilya taksitle… Ama Instagram’a giriyorsun: Dubai Finans Bakanlığı. Kahve öyle bir çekilmiş ki sanırsın fincanın tapusu kendisinin. Arabanın direksiyonu kadrajda. Güneş gözlüğü masada. Çanta hafif yana bırakılmış. Altına da: “Şükür.” Neye şükrediyoruz? Bankanın limiti artırmasına mı? Artık zenginlikle borçluluğu ayırt edemiyoruz. Çünkü herkes aynı görüntüyü satın alabiliyor. Satın alamıyorsa da taksitlendiriyor. Taksitlendiremiyorsa ek hesaptan çekiyor. O da olmuyorsa başka karttan kapatıyor. Ekonomide bunun bilimsel adını bilmiyorum ama halk arasında buna: “Allah kerim, asgariyi........
