menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

1915 Sonrası Kuşaklar Arası "Soykırım" Hafızası Üzerine Lara Haladjian ile Söyleşi

8 0
28.08.2026

Lara Haladjian Kimdir?

Dr. Lara Haladjian, İnsan Hakları alanında lisans ve yüksek lisans eğitimini tamamladıktan sonra Londra Üniversitesi’nden geçiş dönemi adaleti alanında doktora derecesini aldı. Araştırmaları, geçiş dönemi adaleti ve soykırımla ilişkili kolektif hafıza konularına odaklanmaktadır.

Doktora eğitimini Londra Üniversitesi Advanced Study Okulu'nda tamamlamıştır. Doktora tezi, Osmanlı Ermeni Soykırımı'nın kolektif hafızası üzerine odaklanmış; anma ve tanınmanın kimlik inşası ile uzlaşı üzerindeki rollerini incelemiştir. Ermeni Soykırımı Müze-Enstitüsü tarafından düzenlenen Raphael Lemkin Bursu programının mezunlarındandır.

Tezinizde kendinizi "içeriden bir araştırmacı" (insider researcher) —üçüncü kuşak bir Ermeni ve göçmen bir aileden gelen bir kadın— olarak tanımlıyorsunuz. Kişisel geçmişinizin sağladığı avantajları (katılımcılarla kurduğunuz güven bağı ve verilerin analizinde sunduğu kolaylıklar gibi) akademik tarafsızlığın getirdiği zorluklarla nasıl dengelediniz?

Tezimin 1.5. bölümünde kendimi "içeriden bir araştırmacı" olarak nitelendiriyorum; çünkü ben de üçüncü kuşak bir Ermeni ve yerinden edilmiş bir kişinin kızıyım. Tezinde açıklanan sosyolojik teorilere dayanarak, kişisel geçmişim katılımcıların herhangi bir önyargı veya korku duyulmaksızın kendi görüşlerini ve seslerini bana aktarma konusunda güven duymaları açısından faydalı oldu. Öte yandan, Türk katılımcılar için durum böyle değildi. Onlar çevrim içi anketi yanıtlamada veya araştırmaya katılmada daha çekimser kaldılar.

Kişisel bir geçmişi akademik nesnellik ile dengelemek, özellikle Ermeni Soykırımı gibi konular tartışılırken kolay bir görev değildir. Bu nedenle, araştırmanın analizine geçmeden önce her yanıtı okur ve çeşitli kitaplarda yer alan hukuki gerçeklerle yansıtmaya çalışırdım. Ardından notlar alır ve kişisel inançlarımın süreçte yer almadığından emin olurdum.

Ermeni Soykırımı anlatısının farklı kuşakların kimliği üzerindeki etkisi nedir?

Tezimin ifade ettiği üzere, Ermeni Soykırımı anlatısı nesiller boyunca Ermeni kimliğini şekillendirmektedir. İlk olarak, birinci kuşak için esas ve odak noktası; ortak bir hayatta kalma travması, yas ve sessizliktir. İkinci ve belki de üçüncü kuşak daha çok küresel adalet talebine odaklanırken, sonraki kuşaklar çeşitlilik gösteren bir kültürel mirasa odaklanmaktadır. Teorilere ve araştırmalara dayanarak, yaşlı kuşakların esas olarak hayatta kalma ve kayıplara odaklanacağı; katliamları doğrudan yaşamamış olan genç kuşakların ise tarihlerini keşfetmek için dijital araçları ve yaratıcı çalışmaları kullanacağı görülmektedir.

Ermenistan'ın eğitim politikasında "Türk" anlatısı nedir ve Ermeni Soykırımı gelecek nesillere nasıl öğretilmektedir?

"Türk anlatısı" terimi, Ermenistan'ın eğitim politikasında onaylanmış bir doktrin olarak mevcut değildir ve bir diaspora öğrencisi olarak kendi deneyimlerime göre, liselerde bu konuda akademik bir içerik sunulmazdı. Benzer şekilde, Türkiye'nin de aynısını yapmasını (yani genç nesillere Ermenilerin 1915'e ilişkin görüşlerinin ne olduğunu öğretmesini) beklemezdim. Ancak üniversiteye devam ederken, çeşitli tarihsel bağlam kitapları aracılığıyla Türk anlatısıyla daha çok tanıştım (Osmanlı dönemi tehciri haklı bir askeri gereklilikti ve tehcirlere bağlı olarak çok sayıda can kaybı yaşanmış olsa da bir soykırım meydana gelmemişti).

Bir gün hepimiz bu konuda adil bir çözüme ulaştığımızda, tarihin bize daha iyi olmayı öğretmesini diliyorum.

Soykırımın ardından Ermeni toplumunda nasıl bir "Türk" ve "Müslüman" algısı gözlemliyorsunuz?

Bunu yanıtlamak bir bakıma zor bir sorudur; çünkü Ermeni Soykırımı sırasında Türklerin, Kürtlerin, Arapların ve diğer Müslümanların Ermenilerin sürgün edilmesinin ve öldürülmesinin hem failleri hem de yararlananları olduğunu, ancak bazılarının da onları korumayı ve kurtarmayı seçtiğini unutmamalıyız. Birçok olayda, hayatta kalan bazı Ermeniler kendilerini korumak için İslam'a geçmiş ve nihayetinde gizli ve Hemşin’li Ermeniler kavramını ortaya çıkarmıştır.

Ermeni Diasporası toplumunda 1915 olayları nedeniyle Türklere ve Müslümanlara karşı derin bir kuşaklar arası travma mevcuttur. Bu görüş; tarihsel yası, güvensizliği ve ulusal güvenlik kaygılarını bir araya getirmektedir. Türk-Ermeni ilişkilerindeki temel gerilim kaynağının Ermeni soykırımının uluslararası alanda tanınmasında yattığını unutmamalıyız ve mevcut aşamada devletin Soykırımı kabul etmeyi reddetmesi yaraların sarılmasına yardımcı olmamaktadır. Benzer şekilde, bu tezin karşılaştığı kısıtlamalardan biri de Türk halkının Ermeni Soykırımı'na ilişkin algısı (yani Türk halkının Ermeni halkına ilişkin görüşünün ne olduğu) olmuştur.

Bu hafıza mirasının gençlerin günlük yaşamları ve kendi bireysel kimliklerini geliştirmeleri üzerindeki etkisi........

© Fikir Coğrafyası