Hangisi doğru söylüyor; Barrack mı Erdoğan mı?
Cumhurbaşkanı Erdoğan 1 Ekim 2024’teki TBMM açılış konuşmasında “İsrail’in sıradaki hedefinin Türkiye” olduğunu söyleyerek yeni bir tartışma başlatmıştı. Kuşkusuz İsrail’deki siyonist Netanyahu gericiliği ile Erdoğan yönetimi arasındaki gerilim yeni değildi ve her iki rejim her fırsatta birbirini suçlayan açıklamalar yapıyordu. Ancak o tarihten bu yana, bugün İran savaşıyla devam eden bölgenin yeniden dizayn edilmesi sürecinde her iki ülke yönetimi birbirlerini “İşgal planı yapmak”la suçluyor. ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack katıldığı Antalya diplomasi forumunda (ADF) bu durumu “Tel Aviv’deki gazetelerde Osmanlı İmparatorluğu 2.0 grafiğini (…) İstanbul’daki gazetelerde ‘Büyük İsrail’ görüyorsunuz” sözleriyle ortaya koyuyordu. Öte yandan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da ADF’de yaptığı konuşmada sanki Gazze’den bu yana bölgede yaşanan savaşta ABD’nin hiçbir rolü ve ilgisi yokmuş gibi dünyaya “İsrail’i durdurma” çağrısını yapıyordu. Bir yandan monarşilere övgüler düzen Barrack, Türkiye ve İsrail arasındaki gerilimin retorik düzeyde -yani lafta- olduğunu söylüyor ve öte yandan ABD’ye gıkını çıkaramayan Erdoğan ve iktidar sözcüleri her ağızlarını açtıklarında “İsrail tehdidi”nden söz ediyor.
Acaba hangisi doğru söylüyor?
Öncelikle bir noktayı açıklığa kavuşturmak gerekiyor: Bölgenin yeniden paylaşılması gibi bir meselede her ülkenin egemen sınıfları, diğer ülke egemen sınıflarıyla rekabet halindedir. Bu bağlamda Türkiye’deki tekelci burjuva gericilik ve onların yayılmacı emellerinin temsilcisi Erdoğan iktidarı, sadece İsrail ile değil; İran, Suudi Arabistan, BAE ve Mısır ile defalarca karşı karşıya geldi. Erdoğan bu rejimlerin kimisini darbeci ilan etmişti, kimisini de Türkiye’deki darbe girişiminin finansörü. Dolayısıyla İsrail’in bölgenin yeniden dizayn edilmesinde Türkiye sınırlarına varıncaya kadar geniş bir coğrafyada ABD emperyalizmiyle iş birliği halinde böylesine “vurucu bir güç” olarak öne çıktığı bir siyasal konjonktürde birbirlerine karşı Filistin ve Kürt sorununu kullanmaya çalıştığı bilinen bu iki ülke yönetimlerinin daha fazla karşı karşıya gelmesi de........
