Savaşın jeoekonomisi: Sermaye mantığı ile jeopolitik mantık çelişirse ne olur?
ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaş ve İran’ın buna karşı geliştirdiği “Savaşın maliyetini artırma” stratejisi, kapitalizmin son kırk yılda şekillenen kârlılık modelinin kırılganlığını bir kez daha ortaya koydu. Üretimin uluslararasılaşması ve küresel değer ve tedarik zincirleri üzerine kurulu bu model maliyetleri düşürme açısından son derece verimliydi. Ancak aynı model jeopolitik gerilimlerle karşılaştığında sisteminin ne kadar kırılgan dengeler üzerinde kurulduğu, bir kere daha ortaya çıktı. Başka bir ifadeyle, küreselleşmenin ekonomik mimarisi ile jeopolitiğin güç siyaseti giderek daha fazla çelişiyor. Bu yazıda, savaşın ekonomik etkilerini yalnızca petrol fiyatları üzerinden değil, polietilen örneğinden hareketle küresel değer ve tedarik zincirlerinin kırılganlığı üzerinden ele alacağım.
Ham madde krizi: Zincirin ilk halkası
Ortadoğu’daki savaşların ekonomik etkileri genellikle petrol fiyatları üzerinden tartışılır. Oysa günümüz kapitalizminin üretim yapısı düşünüldüğünde savaşların ekonomik etkisi çoğu zaman enerji piyasalarından değil, üretim zincirlerinden yayılır. Küresel ekonomi artık yalnızca enerji akışlarına değil, karmaşık üretim ağlarına ve ara malı tedarik zincirlerine dayanıyor. Bu nedenle jeopolitik krizler çoğu zaman en güçlü etkilerini üretim zincirlerinin kırıldığı noktalarda gösterir.
Bu durum son günlerde petrokimya sektöründe ortaya çıkan gelişmelerde de görülüyor. Plastik üretiminin temel girdilerinden biri olan polietilen gibi ürünlerde arz sıkışıklığı yaşandığı ve fiyatların hızla yükseldiği yönünde haberler pek çok ülkeden geliyor. İlk bakışta bu tür gelişmeler sektörel bir sorun gibi görünebilir. Oysa polietilen ve benzeri petrokimya ürünleri otomotivden tekstile, ambalajdan elektroniğe kadar modern üretimin çok geniş bir alanında kullanılan temel girdiler arasında yer alıyor. Bu nedenle bu tür bir arz sıkışıklığı küresel üretim ağlarının tamamına yayılan zincirleme etkiler yaratabilir.
Bir başka ifadeyle, önümüzdeki dönemdeki enflasyon dinamikleri, sadece petrol fiyatları üzerinden değil, tedarik zincirindeki kesintiler üzerinden de şekillenecek. Tıpkı pandemi ve Rusya’nın Ukrayna’yı işgal girişimi sonrası başlayan savaş dönemindeki gibi.
Küresel değer zincirlerinin yükselişi
Bu tabloyu anlamak için küresel üretim yapısının son kırk yılda geçirdiği dönüşüme bakmak gerekir. 1980’lerden itibaren sermayenin uluslararasılaşması yeni bir aşamaya girdi. Büyük şirketler üretim süreçlerini farklı ülkelere dağıtarak........
