menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kahramanlar çağında hakikat nasıl kurulur?

32 0
16.07.2026

Türkiye’de son yıllarda dikkat çekici bir meşruiyet kayması yaşanıyor. Kamusal sorunlar karşısında insanlar, giderek daha fazla belirli kişilerin müdahale kapasitesine umut bağlıyor; meşruiyet, kurallardan çok isimler etrafında örgütleniyor. Bu yalnızca siyaset alanında değil; yardım faaliyetlerinde, bilgi dolaşımında, adalet arayışında ve gündelik hayatın pek çok alanında kendini gösteriyor.

Son günlerde Ahbap Derneği ve Haluk Levent etrafında yürüyen tartışmalar da bu nedenle yalnızca bir soruşturmanın ya da bir kişinin hikayesi değil. Hakkındaki iddialar yargı sürecinin konusudur; Haluk Levent ise bu iddialara karşı ayrıntılı açıklamalar yapmış ve derneğin denetlenmesini kendisinin talep ettiğini ifade etmiştir. Fakat tartışmanın kendisi bile daha büyük bir soruyu yeniden gündeme getiriyor: Neden Türkiye’de bir sanatçı, bir mafya lideri, bir sosyal medya yayıncısı ya da bir yardım gönüllüsü, kimi zaman kamusal aktörlerin önüne geçebiliyor?

Max Weber, otoritenin meşruiyetini tartışırken modern toplumların ayırt edici özelliğinin kişilere değil, hukuki-rasyonel işleyişe dayalı yapılar olduğunu söyler. Ancak Weber’in üzerinde durduğu bir başka meşruiyet biçimi daha vardır: karizmatik otorite. Özellikle kriz dönemlerinde, insanlar mevcut yapıların sorun çözemediğini düşündüklerinde, olağanüstü nitelikler atfettikleri kişilere yönelirler. Karizma burada popülerlik değil; “Bu kişi çözer” inancıdır.

Türkiye son yıllarda tam da böyle bir dönemin içinden geçti. Ekonomik krizler, hukuk sistemine yönelik güvensizlik, siyasal kutuplaşma ve şubat depremlerinin yarattığı yıkım, yalnızca devlete duyulan güveni değil, kamusal güvenin üretim biçimlerini de sarstı. İnsanlar........

© Evrensel