menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Açlık ve karanlıkla terbiye edilmek istenen onurlu bir halkın direnişi

34 0
06.04.2026

2011 yılında Havana’ya adım attığımda, bir gazeteci olarak beni en çok etkileyen şey, kısıtlı ekonomik koşullara rağmen sokaklardan taşan o inanılmaz yaşam sevinci olmuştu. Bizim İzmir’in Kordon’unu andıran ünlü Malecón sahil şeridinde yürürken, 1950’lerden kalma o eski Amerikan arabalarının egzoz kokusuna karışan okyanus kokusunu, insanların yüzündeki umutlu gülümsemeyi ve “kapısı kilitsiz evler” ülkesinde olmanın verdiği o tarifsiz güven duygusunu bugün bile unutamıyorum.

“Kapısı kilitsiz evler ülkesi” Küba’dan Evrensel’e gönderdiğim ilk izlenim yazısıydı. Gerçekten de başkent Havana’da, Camagüey, Varadero, Vinales ve Guantanamo’da ya da tütün plantasyonlarının etrafına kümelenmiş küçük köy sokaklarında gezerken dikkatimi çeken bir şeydi bu; kapılar da pencereler de ardına kadar açıktı. Küçük odalarda sallanan bir koltuk, tüplü bir televizyon, eski püskü mobilyalar ve tavanda sürekli dönüp duran bir pervanenin dışında pek bir eşya yoktu. Belki çalınacak bir eşya olmadığındandı kapılarda kilitlerin olmaması ya da açık olması. Belki de hırsızlık yok denecek kadar azdı ama sebebi her ne ise, Küba evlerinin kapılarının çoğu kilitsiz, insanlar yoksul ama mutlu idi.

Beyzbol derbisinde ortalık nasıl karıştı!

Havana’dan Guantanamo’ya 1000 kilometrelik yolu eski püskü bir otobüste giderken bir gece konakladığımız, şimdi adını anımsayamadığım bir kentte, turu organize edenler akşam Küba şampiyonunu belirleyecek beyzbol derbi maçına gidebilmemiz için ücretsiz bilet vermişlerdi. Akşam üzeri gittiğimizde stat ağzına kadar dolu idi ancak stadın etrafına da derme çatma tribünler yapılmış, oradan da insanlar maçı izleyebiliyordu. Biz de o tribünde yer bulabildik ancak. Tribünde ellerinde uzun demir çubuklar, bıçaklar, tencere kapakları olan kişileri gördüğümüzde “Eyvah, ortalık karışacak sanırım” dediğimizi anımsıyorum. Ortalık karıştı gerçekten! Maç başlar başlamaz bu kişiler ellerinde getirdiği eşyalarla müzik yapmaya, tribünleri coşturmaya başladılar. Meğer müzik yapmak için taşıyorlarmış o demir çubuk ve levhaları!

Bugün, uluslararası ajanslardan ve Küba’dan gelen son haberler ne yazık ki o gülen yüzlerin yerini koyu bir karanlığın ve çaresiz bir hayatta kalma mücadelesinin aldığını gösteriyor. ABD yıllardır uyguladığı ambargoyu sıkılaştırdı ve Trump Küba’yı işgal edeceğinden bahsetmeye başladı.

Bir halkı açlıkla terbiye etme stratejisi

ABD’nin Küba’yı boğma çabası aslında yeni bir hikaye değil. 1959 Devrimi’nin hemen ardından, adayı jeopolitik arka bahçesi olarak gören Washington yönetimi,........

© Evrensel