menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Toparlanmaya vakit yok

20 0
14.10.2026

“Hürmüz dünya ekonomisi açısından bir petrol hikâyesi olarak başlamış olsa da bugün artık savaşın maliyetinin çevreye aktarılması ve sınıfsallaştırılmasının hikâyesine dönüşmektedir” diye bitirmiştim geçen haftaki “Bir Boğazdan Milyarlarca Boğaza, Kapitalizm Savaşta Nasıl İşliyor?” başlıklı yazımı. Enerji fiyatlarından borçlanma maliyetlerine, kamu bütçelerinden emekçi hanelerin geçim koşullarına uzanan bir aktarım mekanizmasına dikkat çekmiştim. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın (UNDP) 12 Ekim 2026 tarihli “Toparlanmaya Vakit Yok: Bileşik Krizler, Tükenmiş Mali Tamponlar ve Gelişmekte Olan Ekonomiler İçin Anlamı” raporu, bu genel değerlendirmeyi destekleyen bulgular sunuyor. Savaşın tetiklediği enerji fiyatları ve borçlanma maliyetlerindeki artış, önceki krizlerin yaraları henüz kapanmadan gelişmekte olan ülkelerin üzerindeki baskıyı ağırlaştırıyor. Yakın zamanda olağanüstü güçlü seyretme ihtimali taşıyan El Nino kasırgası da bu baskıya ekleniyor. Geçen hafta işaret ettiğimiz mekanizmanın nasıl somutlaştığına biraz verilerle bakalım.

Brent petrol fiyatının savaş öncesindeki 72 dolardan, sürekli değişmekle birlikte, 105 dolar civarına çıkması yaklaşık F’lik bir artış anlamına geliyor. Raporun verilerine göre 130 ülkeyi kapsayan verilere göre savaşın başlamasından 28 Eylül’e kadar benzin fiyatları ortalama &, dizel fiyatları ise 8 yükselmiş durumda. Dizel fiyatları açısından daha çarpıcı olan ise artışın dağılımı: Ülkelerin neredeyse yarısında artış @’ın, 11 ülkede ise p’in üzerinde.

Dizel fiyatlarının benzinden daha hızlı artması tarım, lojistik ve sanayi üretimi açısından önemli bir maliyet baskısı oluşturuyor ve bu diğer fiyatlara da yansıyor. Geçen hafta dolaşım maliyetleri üzerinden tartıştığımız sorun, burada hanehalklarının geçim koşullarına uzanıyor. Rapor, haziran ve eylül verileri karşılaştırılabilen 128 ülkenin 83’ünde yakıt fiyatlarının yeniden yükseldiğini belirtiyor. Hükümetlerin başlangıçta belli oranda üstlendiği enerji maliyeti giderek tüketicilere aktarılıyor. Böylece enerji krizinin zaman içerisinde bir reel ücret ve gelir bölüşümü krizine dönüşmesinin koşulları güçleniyor. Rapor, eylül ayında en az 10 ülkede enerji fiyat artışlarının toplumsal protestolara ve huzursuzluklara katkıda bulunduğunu belgeliyor. Suriye, Guatemala, Filipinler, Fransa ve Portekiz bu örnekler arasında.

Geçen hafta dikkat çektiğimiz enerji şokunun finansal sisteme aktarılmasını da rapordan izleyebiliyoruz. ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi 29 Eylül’de %5,26’ya, 30 yıllık tahvil faizi ise %5,59’a ulaşmış durumda. UNDP, bu seviyelerin sırasıyla 2002 ve 2004’ten beri görülmediğinin altını çiziyor. Bu yükselişin arkasında raporun işaret ettiği başlıca unsurlar, kalıcı........

© Evrensel