menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Savaşı ‘ABD askerinin trajedisi’ lensiyle okumak

37 0
03.04.2026

“İsrail’in savaşında ölmek istemiyoruz!”

Bu sözler ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı haydutluk savaşı hakkında ABD kamuoyunun çeşitli siyasi kesimleri tarafından yavaş yavaş yükseltiliyor. Cepheden tabutlar geldikçe Washington, ülke içerisindeki çeşitli kesimler için rıza üretmekte zorlanıyor. ABD Başkanı Donald Trump, ‘Irak benzeri daha fazla sonsuz savaş istemediğini’ söyleyerek iktidara gelmişti. Vaatlerin boşa çıkmasıyla bugün özellikle ‘Kendi iç işlerine odaklanmayı’ savunan Trump destekçisi muhafazakar kesimlerde ciddi bir hayal kırıklığı söz konusu.

Son olarak üniformalı eski bir ABD deniz piyadesinin İran’a yönelik askeri operasyonun ele alındığı Silahlı Hizmetler Alt Komitesi sırasında yaptığı protesto çok ses getirdi. Askerin “Kimse İsrail için savaşmak istemiyor” sözleri ülkede tartışma yarattı. Bileği kırılarak dışarı çıkartılan askerin hikayesi şüphesiz çarpıcı. Fakat işin ilginç tarafı bu seslerin yarattığı retoriğin ABD dışında da benimsenebiliyor oluşu. Böyle durumlarda bilinçli ya da bilinçsizce kendimizi ABD askerleriyle empati kurarken buluyoruz. Saldırının ilk dalgasında bombalanan okulda ölen çocuklar ise ikinci plana itilebiliyor.

Huzursuzluk taşları yerinden oynatıyor

Bu huzursuzluk, şu ya da bu sebeple insanlarda uyanan antimilitarist hissi tariflediği için kıymetli. ABD’deki taşların yerinden oynadığı belli oluyor. Öte yandan toplumsal kökleri geçmiş ulusal travmalardan beslese de söylem, bir başına bizim bildiğimiz anlamda bir ‘antiemperyalist savaş karşıtlığı’ sayılmaz. Hatta biçimsel olarak benzese de liberallerin pasifist barış talebiyle bile tam olarak örtüşmüyor. Sözleri tersten okuyalım; “İsrail’in savaşlarında savaşmayacağız, ama konu ‘kendi ulusal savaşlarımız’ olursa o zaman çocuk mu ölmüş, başka ülkeleri mi yağmalamışız, orası önemli değil” ya da “İran’daki savaş ‘İsrail’in savaşı’ ama Küba’ya müdahale ‘bizim savaşımız’” gibi bir anlam da çıkartılamaz mı?

Bu ifadelerdeki savaş karşıtlığının göreceli olduğunu söylemekle de işin içerisinden çıkamayız. Bugün ABD’nin içerisine battığı Epstein çukurunu fark eden ve İsrail’in Gazze’deki soykırım savaşını tiksintiyle izleyen pek çok ABD’li, “İsrail’in savaşında savaşmak istemiyoruz” derken ille de bu milliyetçi refleksle hareket etmiyor. Ancak antiemperyalist perspektifin eksik kaldığı yerler samimi antimilitarist tepkilerin milliyetçi ya da liberal savrulmalara doğrudan kapı aralayabileceği bir gerçek. İşte bu yüzden “İsrail’in savaşında ölmek istemiyoruz” sorusu üzerine kısa ve köşeli bir köşeli yanıt vermek yerine biraz üzerine düşünmeliyiz.

Ne İsrail’in ne de çılgın bir adamın savaşı

Öncesinde ‘İsrail’in savaşı’ ifadesinin ta kendisindeki önermenin de kesin bir doğru olmadığı notunu düşmek gerekebilir. Çünkü bu saldırıyı ABD’nin uzun yıllardır çeşitli şekillerde tartışıldığı bir sır değil. Demokrat Partili Eski ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, başkanlığa aday olduğunda........

© Evrensel