menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bu yaşanan rejimin bir adı var mıdır?

22 0
16.10.2026

Despotluğun etimolojik kökeni sahibi olduğu mülkte/hanede her tür yetki ve uygulama tasarrufunun başka herhangi bir ilkeye tabi olmaksızın tümden mülk/hane sahibinin keyfiyetinde olmasıdır. Bu bir rejim hali olup böyle rejimlere despotik rejimler denmektedir.

Güncel sorun; iktidarı ele geçirenin iktidar alanı nereye kadar uzanmaktadır ve bununla ilgili bir ilke veya sınır var mıdır?

Sendikalardan, odalardan baroya, TÜSİAD’dan Futbol Federasyonuna, dönerciden tavukçuya, Hayat TV’den Habertürk’e, TELE1’e, Halk TV’ye, belediyelere, üniversite rektörlüklerine, Mekke Anlaşmasına ve daha nicesine… Bu yaşanan rejimin bir adı var mıdır?

İtalya’dan Türkiye’ye, Putin’den Trump’a benzeşimler

“İtalyan Faşizminin, Avusturya Astro Faşizminin, Alman Nasyonel Sosyalizminin, DP otoriterleşmesinin, 27 Mayıs ihtilalinin, 12 Eylül Darbesinin, 15 Temmuz Darbe sürecinin, Türkiye Cumhurbaşkanı sisteminin birbiriyle kesişen ortak stratejisi ve uygulaması nedir?” sorusunun ilk çağrışımları; muhalefeti ve basını yasaklamak veya baskı altında tutmak, mümkünse kendi kontrolünde tutmak, yargıyı, okulu, üniversiteleri kendi güdümünde tutmak diye sayılabilir. Muhalefeti kontrol etmek; tüm dernek, oda, sendika gibi yarı sivil oluşumları da kontrol etmek demektir. Yasama ve yürütme zaten hakim güç olarak kendi ellerindedir. Ülke kaynaklarındaki nemanın nasıl dağıtılacağına dair karar yeri siyasi güç ve onun liderliğidir.

Krallıklarda, monarşilerde, oligarşilerde, otokrasilerde, totaliter sistemlerde, faşizmde görünür özellik devletle/resmi kurumlarla parti ve liderin özdeş hale gelmeye başlamasıdır.

Osmanlı sultanlıktı, zaten padişahla özdeşti, Türkiye Cumhuriyeti ise hemen her dönem darbeci başı veya parti başkanlarıyla anılır oldu. Taşradaki uzantısı; iktidardaki parti teşkilatı ve iktidar bloğunda yer alan tarikat, aşiret, ayan, eşraf oldu.

Putin, Netanyahu, Trump, Bin Salman, Erdoğan… Benzerlikleri neler acaba? Türkiye ile İsrail’in veya ABD’nin benzerlikleri ve benzemezlikleri neler acaba?

Cinsiyetin, ecdadın, ocağın, soyun, sopun, aşiretin, tarikatın, partin ne?

Birine bile bir soru sorarken “Sen kimlerdensin, yani memleketin, aşiretin, sülalen, soyun, sopun nedir, hangi tarikat/cemaattensin, hangi fırkadan/partidensin?” diye soruyoruz, bunları öğrenmeye çalışıyoruz. Tanışmanın ve tanımlamanın bu hali neredeyse genetiğimize işlemiş.

Modernleşme dönemi biraz eğitime, yeteneğe, mühendisliğe ihtiyaç duymuştu, “Eğitim öğretim nedir?” sorusu da bir miktar anlam kazanmıştı. Ancak hiçbir dönem belirleyici olmadı.

Cinsiyet/toplumsal cinsiyet de, patriarşik belirlenim de hemen her fırkada değişmez bir sabit olarak hep belirgin bir kader olmaya devam etti.

Ecdat (cedd, ata, soy) temel bir sosyal değişken olmaya devam ediyor.

Ocaklar da bunun bir diğer formu, hangi ocaktansın?

Aile, din, ulus, vatan yapılanması; ailecilik, dincilik, kabilecilik/memleketçilik, ulusçuluk/vatancılık/patriotizm patrimonyalizm ile, otoriterlik ile, sosyal hiyerarşi ile, iktidarla, faşizmle iç içe işliyor maalesef, biri diğerine modellik ediyor, her biri bir diğerine rıza üretiyor.

Beş aile, beş big tech, kulüp, loca, evangelizm, lobicilik, banka, borsa, şirket…

İktidarın bu şekilde kullanılması, iktidarın kaynak paylaşım şekli de bunlarla iç içe geçiyor.

Nihai amaç para ve iktidar sayılır ve bu sınırlanamazsa despotizme varıyor

Ailecilikten, patriarşiden, dinciliğe, mezhepçiliğe, patriotizme, lobiciliğe, kapitalizme tüm bu yaşantılardan rasyonel çıkarım “İktidarı ele geçirmek hayattaki en stratejik hamledir, hatta bu nihai amaçtır”, “Bunun yolu kendi yanında olanları beslemek rakipleri ezmektir”.

Nietzsche’nin “güç istenci”ni, Hitler “iktidar istenci” olarak çok “içten” okudu.

Siyaset… Ekolojik insani saf ve büyük........

© Evrensel