menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Siyasi Eşitlik Yetmez - İki Devlet Esas Olmalı

250 0
17.10.2026

Kıbrıs meselesinde Türk tarafı için “siyasi eşitlik yeterlidir” söylemi, ilk bakışta makul görünse de gerçekte stratejik bir geri çekilme ve hatta bazılarına göre de hara kiri önerisidir. Son zamanlarda bir “ siyasi eşitlik neyimize yetmez” gibi acaip bir görüş tartışılmaya başlandı ki evlere şenlik. Karşı tarafının Kıbrıs cumhuriyeti ünvanını gaspettiği, tüm dünyada Kıbrıs adına konuşabildiği, Türk tarafına her türlü ambargoyu uygulayabildiği, kıbrıs sorununda BM planlarını arka arkaya reddederek üniter bir çözüm dışında hiçbir çözüme evet demediği, hatta Kıbrıs Türklerini her türlü vasıta ile dış dünyadan soyutlayarak boğma stratejisi uygulamasına devam ettiği dönemde siyasi eşitlik gibi son derece sınırlı bir yetkiyi çok büyük bir kazanç ve avantaj görmek herhalde tam bir intihar geninin varlığına işaret ediyor

Siyasi eşitlik, egemen eşitliğin yerine konabilecek bir kavram değildir. Bir prosedürü bir statünün yerine koymak, kavramsal bir zemin kaybıdır.

Siyasi eşitlik yoruma açıktır; uygulanış biçimine göre daraltılabilir, esnetilebilir ve zamanla etkisizleştirilebilir.

Karar mekanizmalarında bir Türk bakanın olumlu oyuna bağlanan sistemler bile kağıt üzerinde siyasi eşitlik gibi sunulabilir. Buna bile inananlar olabilir. Ancak bu, kurucu iradeyi bireysel bir imzaya indirgemektir. Gerçekten bir halkın geleceğini egemen statüsünü bırakıp bunu bir Türk bakanın imzasına indirgemeye çalışmak hayret verici bir illüzyondur. Son derece de tehlikelidir

Rum yönetiminin bunu bile kabul etmemesi, ya da bunu reddederek en sonunda işte ben bu tavizi veriyorum manevrası yapması tabi ki KKTC de gözden kaçmamalıdır

Bu model eşit ortaklık değil; çoğunluk sistemi içinde sınırlı fren yetkisidir. İlk ciddi kriz anında “devlet çalışmıyor”, “kararlar bloke ediliyor” söylemi devreye girer ve eşitlik mekanizmaları hedefe konur. Çünkü siyasi eşitlik bir statü değil, bir prosedürdür. Prosedürler değiştirilebilir.

Bu arada Kıbrıs Türk bakanlar arasında bir anlaşmazlık olursa ne olacak ? Türk tarafı büyük bir tartışma içerisine girecek . Bir bakan evet deyince eşitlik olacağını düşünmek kadar saflık olabilirmi. Bu kadar tehlike yaratacak bir siyasi eşitlik kavramını kabul edip egemen eşitliği terketmek nasıl bir anlayıştır anlamak mümkün değil.

Egemen eşitlik ise bambaşka bir düzlemdir. Egemen eşitlik, iki tarafın birbirini ayrı ve eşit siyasal varlıklar olarak kabul etmesidir. Bu ilke uluslararası sistemin temel taşlarından biridir ve açık biçimde Birleşmiş Milletler Şartı’nda yer alır. Bunun sonradan yeniden tanımlanması ve buna başka anlam yüklenmesi imkanı yoktur.

Egemenlik iyi niyete bağlı bir düzenleme değil, baştan teslim edilmiş bir statüdür. Statü varsa pazarlık eşit zeminde yapılır; statü muğlaksa pazarlıkta yorum üstünlüğü karşı tarafa geçer. İşte Kıbrıs Türk tarafı bu muğlak statüyle onyıllarca felç edilmiş müzakerelerde pazarlık alanı adeta sıfırlanmıştır

Egemenlik yerine Federasyon modeli tam da bu zemini aşındırır. Önce egemen eşitlik söylemi geri plana itilir, ardından iki ayrı egemen varlık gerçeği sulandırılır. Böylece KKTC’nin dayandığı kurucu statü zayıflatılır. Süreç adım adım ilerler ama yön hep aynıdır: savunma hattı geriye çekilir.

Nitekim Crans-Montana sürecinde gelinen son aşamada masanın kilitlendiği başlık garanti sistemiydi. Tartışma, Türk garantisinin kaldırılması veya işlevsizleştirilmesi noktasına dayanmıştı. Bu tesadüf değildi.

Federasyon modeli, dış garantiyi “modern devlet yapısına aykırı” göstermeye dayanır. Önce asker azaltılır, sonra müdahale yetkisi tartışılır, en sonunda tamamen kaldırılması gündeme gelir. Bu çizgi nettir. Rum yönetiminin müzakere masalarında da talep ettikleri hep budur. Önce asker azaltılsın sonra müdahale hakkı tartışılsın ve ve sonra garanti sistemi........

© Eurovizyon