menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Avrupa İçin Gelecek Tasavvurları – 3

19 0
26.08.2026

İngiltere hesapçı, Fransa kararsız, Almanya risk altında:

Avrupa hangi yöne savrulacak?

Avrupa’nın geleceğini anlamaya çalışırken artık yalnızca Avrupa Birliği’nin kurumsal yapısına, Brüksel’den yapılan açıklamalara veya liderlerin zirve toplantılarında verdikleri aile fotoğraflarına bakmak yeterli değil. Çünkü görüntüde birlik içerisinde hareket eden Avrupa’nın perde arkasında, ülkelerin kendi millî çıkarlarını önceleyen çok farklı hesapları bulunuyor. Özellikle İngiltere, Fransa ve Almanya’nın izlediği politikalar dikkatle incelendiğinde Avrupa’nın ortak gelecek tasavvurundan giderek uzaklaştığı görülüyor.

Brexit’in üzerinden geçen yıllar, İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılma kararının sadece ekonomik sonuçları üzerinden değerlendirilmesinin eksik olduğunu gösterdi. Londra, Brexit ile bazı ekonomik avantajlarını kaybetmiş olabilir. Ancak İngiltere aynı zamanda Avrupa Birliği’nin ağır işleyen karar mekanizmalarından, uzun müzakere süreçlerinden ve 27 ülkenin farklı beklentilerini uzlaştırma zorunluluğundan da kurtuldu.

Bugün İngiltere, Avrupa’nın dışında ama Avrupa’nın hemen yanı başında duran; gerektiğinde Avrupa’nın meselelerine müdahil olan, gerektiğinde ise mesafesini koruyan daha hareketli bir aktör konumundadır.

İngiltere kendi oyununu oynuyor

İngiliz siyasetinin tarihsel karakterini bilenler açısından bunda şaşılacak fazla bir şey yoktur. İngiltere’nin Avrupa politikası yüzyıllardır kıta Avrupası’nda tek bir gücün mutlak hâkimiyet kurmasını engelleme anlayışına dayanır. Londra, Avrupa’nın tamamen dışında kalmaz; ancak kendisini Avrupa’nın kaderine de bütünüyle teslim etmez.

Brexit sonrasında bu tarihsel refleks yeniden görünür hâle gelmiştir.

İngiltere bugün AB üyesi olmadığı için Brüksel’in bütün yükünü taşımak zorunda değildir. Buna karşılık NATO üyesidir, nükleer güçtür, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimî üyesidir ve ABD ile son derece özel stratejik ilişkilere sahiptir. Commonwealth üzerinden dünyanın farklı bölgelerine ulaşabilen diplomatik bir ağa da sahiptir.

Dolayısıyla Londra’nın önünde Brüksel’e kıyasla çok daha geniş bir hareket alanı bulunmaktadır.

Belki İngiltere için “sinsi” kelimesi diplomatik açıdan sert bulunabilir. Fakat İngiliz siyasetinin son derece hesapçı, sabırlı ve gerektiğinde başkalarının krizlerinden kendi stratejik pozisyonunu güçlendirecek sonuçlar çıkarmakta mahir olduğu inkâr edilemez.

Avrupa’nın geleceği açısından sorulması gereken soru şudur:

İngiltere Avrupa’nın güvenliği için mi hareket ediyor, yoksa Avrupa’daki güç dengelerini kendi çıkarları doğrultusunda yönetmeye mi çalışıyor?

Fransa: İngiltere’ye yakın, Almanya ile beraber

Fransa’nın pozisyonu ise çok daha karmaşıktır.

Paris bir taraftan Almanya ile birlikte Avrupa Birliği’nin siyasi motoru görüntüsünü vermektedir. Fransız-Alman........

© Eurovizyon