menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Karanlık Gece: Taşranın karanlık hafızası

25 0
27.04.2026

Karanlık Gece’de ise obruk, bir çöküş değil, bir örtüdür. Suçun üstünü örten, onu görünmez kılan, adeta toprağın kendisini bir suç ortağına dönüştüren bir yapı.

Bir kasaba bazen sadece bir yerleşke değil aslında bir hafızanın kompozisyonudur. Ve o hafıza konuşmadıkça daha fazla derinleşen ancak asla temizlenemeyen bir hafız haline gelmiştir. Özcan Alper’in Karanlık Gece’si, tam da bu derinleşmenin hikâyesini anlatır. Bir linç gecesiyle kirlenmiş bir kasabanın, o geceyi unutmuş gibi yaparak yaşamaya devam etme çabasını… ya da daha doğru bir ifadeyle, unutmayı bir yaşam biçimine dönüştürmesini.

Filmin ana karakteri olan İshak’ın kasabaya geri dönüşü, bir karakterin memlekete dönüşünden çok, vicdanın ve suçun geri dönüşüdür aslında. Yedi yıl önce yaşanmış bir vahşetin, toprağın altına gömülmüş bir ceset gibi yeniden yüzeye çıkma ihtimalidir bu dönüş. Çünkü bazı suçlar vardır ki ne kadar zaman geçerse geçsin vicdani zaman aşımına uğramaz. Yalnızca daha derine gömülür. Ve gömülen şey, yalnızca kurbanın kendisi değil, toplumun vicdanıdır belki de. Kasaba, baştan sona bir suskunluk organizması gibi çalışır. Herkes bilir ama kimse konuşmaz. Herkes görmüştür ama kimse hatırlamaz. Hatırlamak istemez. Bu, bireysel bir korku değil, kolektif bir sözleşmedir. Üç maymun burada bir refleks değil, bir ahlâk biçimidir. Ve bu ahlâkın en temel ilkesi konuşulmayan suçun yok olacağına inanmaktır. Tıpkı ünlü Sicilya paradigması gibi. Şöyle der Sicilya halkı… Sır, sizin için iki kişinin bildiği bir şeydir. Ancak bizim için sır, herkesin bildiği ancak birbirine söylemediği şeydir. İshak’ın kasabasında olan şey tam olarak da budur.

Film taşrayı yalnızca bir mekân olarak değil, bir zihniyet olarak kurgular. Devletin unutulmuşluğu, adaletin silikliği ve hukukun yalnızca bir “uyarı” düzeyinde var olması, bu kasabayı bir tür........

© Elips Haber