Türk milliyetçiliğinin evrimi: Söylemden stratejiye, stratejiden devlet aklına
“Değişen siyasal ve toplumsal zemin, Türk milliyetçiliğinin farklı yorumlarını yeniden ortak bir devlet aklı çerçevesinde buluşturma ihtiyacını ortaya koymaktadır.”
25 Mart 2009’da ebediyete irtihal eden Muhsin Yazıcıoğlu’nun aziz hatırasına…
Tarihsel süreçler ve büyük toplumsal dönüşümler, ekseriyetle ani kırılmaların veya tesadüfi parlamaların değil; fikirlerin sessiz, derinden ve kesintisiz bir şekilde ilerleyişinin bir neticesidir.
Türk düşünce tarihinin en köklü ve belirleyici damarlarından biri olan Türkçülük de tam olarak bu türden bir sürekliliğin, arayışın ve zihinsel inşa sürecinin ürünü olarak ortaya çıkmıştır.
Bu büyük fikrî hattın mimarları olan İsmail Gaspıralı, Yusuf Akçura ve Ziya Gökalp, yalnızca bir ideolojiyi savunan birbirinden bağımsız figürler değillerdir. Aksine onlar, seleflerinin bıraktığı yerden bayrağı devralan, onu reddetmek yerine eksiklerini tamamlayarak bir üst merhaleye taşıyan muazzam bir zincirin birbirine kenetlenmiş halkalarıdır.
Bu nedenle Türkçülüğün gelişim serüvenini, sıradan ve doğrusal bir tarihsel çizgi olarak değil; giderek derinleşen, genişleyen ve nihayetinde kurumsallaşan bir “fikir ağı” olarak okumak elzemdir.
İsmail Gaspıralı ve kültürel uyanışın söylemi
Bu büyük fikrî tekâmülün ilk aşaması ve entelektüel zincirin ilk halkası İsmail Gaspıralı ile teşekkül eder. Gaspıralı’nın tarih sahnesine çıkışı ve ortaya koyduğu vizyon, siyasi sınırlar çizen katı bir devlet projesi olmaktan ziyade, derin bir uykuda olan topluluklara yönelik bir “bilinç inşası” ve uyanış çağrısı niteliği taşımaktadır. O, darmadağın olmuş, birbirinden kopuk düşmüş geniş bir coğrafyanın çocuklarına seslenerek, onları ortak bir bilinç etrafında toplamayı hedeflemiştir.
Bu devasa hedefin en somutlaşmış hali, onun “Dilde, fikirde, işte birlik” şeklindeki o meşhur şiarıdır. Gaspıralı, bu birleştirici formülle birlikte ortak bir lisan inşası ve “Usul-i Cedid” olarak bilinen modern eğitim metodolojisini teklif etmiştir. Onun döneminde Türkçülük; stratejik veya siyasi bir ajandadan ziyade, varoluşsal........
