menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Acıya dayanma kapasitesi, acı verme yeteneğinden daha önemli

64 0
16.03.2026

Ray Dalio Bridgewater Associates Kurucusu

Dünya üzerindeki her büyük güç, kendine has koşulları, karakteri ve kültürünün doğası sayesinde parladığı bir dönem yaşar; ancak hepsi eninde sonunda gerileme sürecine girer. Bazıları bu süreci diğerlerinden daha zarif ve daha az travmatik bir şekilde atlatırken, yine de gerilerler.

 Ülkeler zayıf düştüğünde, rakipleri bu zafiyeti kendi çıkarları için bir fırsat kapısı olarak görür. Fransa, Hollanda ve İngiltere’nin Asya’da geniş sömürgeleri vardı; ancak Avrupa’daki savaşın ateşiyle güçlerini son raddesine kadar harcadıkları için bu uzak toprakları Japonya’ya karşı savunacak mecalleri kalmamıştı. 1940 Eylül ayından itibaren Japonya, Güneydoğu Asya’daki sömürgeleri birer birer işgal etmeye başladı. 1941’e gelindiğinde Japonya, Hollanda Doğu Hint Adaları’ndaki zengin petrol rezervlerine de el koydu.

Japonya’nın bu toprak hamleleri, ABD’nin Pasifik’teki kendi nüfuz planları için doğrudan bir tehdit oluşturuyordu. 1941 yılının Temmuz ve Ağustos aylarında Roosevelt; ABD’deki tüm Japon varlıklarını dondurarak, Panama Kanalı’nı Japon gemilerine kapatarak ve Japonya’ya yönelik petrol ve gaz ihracatına ambargo koyarak bu tehdide çok sert bir yanıt verdi. Bu hamle, Japonya’nın dış ticaretinin dörtte üçünü, petrol ihtiyacının ise yüzde 80’ini bir anda bıçak gibi kesti. Japonya, mevcut petrol rezervlerinin iki yıl içinde tükeneceği hesabını yaptı. Bu tablo Japonya’yı imkansız bir tercihin eşiğine getirdi: Ya pes edip her şeyden vazgeçeceklerdi ya da ABD’ye saldıracaklardı.

7 ve 8 Aralık 1941 tarihlerinde Japonya; Pearl Harbor ve Filipinler’deki ABD askeri güçlerine karşı koordineli bir saldırı başlattı. Bu hamle, Pasifik’te resmen ilan edilmiş bir savaşın başlangıcı olurken, ABD’yi Avrupa’daki savaşın da içine çekti. Japonya’nın savaşı kazanmaya dair üzerinde mutabık kalınmış, geniş kapsamlı bir planı olmasa da; en iyimser Japon liderler, iki cepheli bir savaşla boğuşan ABD’nin yenilgiye uğrayacağına inanıyordu. Ayrıca, kendi halklarının vatanları uğruna acı çekmeye ve ölmeye çok daha kararlı olduklarına inanıyorlardı ki bu, zaferi getiren en temel itici güçtür. Zira bir savaşta, acı verme yeteneğinden bile daha önemli olan şey, acıya dayanma (direnç gösterme) kapasitesidir.

 Savaş dönemi........

© Ekonomim