Anlayış meselesi
Makroekonomik istikrarı kalıcı olarak sağlamadan Çin’in yaptıklarını -hadi imkânsız demeyeyim- yapmak çok zor. Çünkü o istikrarsızlığı doğuran sadece ekonomi politikasındaki maceralar değil, aynı zamanda yapısal sorunlar ve anlayış.
Çin’in sanayisini hem gelişmiş teknoloji ürünlere yönlendirmesi hem ileri teknoloji geliştirmesi hem de bu işleri rakiplerine kıyasla daha düşük maliyetle yapması tedirginlik veriyor. Son yazımda Fransa Planlama Teşkilatı’nın yenilerde yayımlanan bir çalışmasına dikkat çekmiştim. Üzerinden birkaç ay geçmeden yeni bir rapor daha çıktı. Başlığı şöyle: Çin’in 15. Beş Yıllık Kalkınma Planı: Pekin Hızlanıyor, Peki ya Biz?
Amacım Türkiye’ye bakmak
Bu raporu değerlendirmek üzere bu yazıyı kaleme almıyorum. Amacım ‘aynaya bakmak’; Fransa Planlama Teşkilatı’nın ‘ya biz? sorusundaki ‘biz’i biz yapmak; yani Türkiye’ye bakmak.
Önce şu gerçeği bir kez daha yinelemekte fayda var: Makroekonomik istikrarı kalıcı olarak sağlamadan Çin’in yaptıklarını -hadi imkânsız demeyeyim- yapmak çok zor. Çünkü o istikrarsızlığı doğuran sadece ekonomi politikasındaki maceralar değil, aynı zamanda yapısal sorunlar ve anlayış. Mesela 1994’e gidin; döviz kurunu birkaç ayda üç katına çıkarıp enflasyonu yüzde........
