menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Enflasyon beklentileri ve reel getiri algısı

22 0
10.06.2026

Bu hafta başında enflasyondan arındırılmış, yani reel bazda değerlendirilen iki önemli veri yayımlandı. Bunlardan biri reel kur endeksi, diğeri ise yatırım araçlarının reel getiri oranlarıydı. Düzenli olarak yayımlanmasa da her an hesaplanabilen reel faiz oranı da belki de en önemli reel ekonomik göstergelerden birini oluşturuyor.

Tüm bu reel hesaplamalarda kritik unsur, hangi enflasyon oranının esas alındığıdır. Karar vericiler açısından bakıldığında, reel değerin beklenen enflasyona göre hesaplanması en doğru yaklaşımdır. Çünkü ekonomik kararlar geleceğe yönelik beklentiler üzerinden alınır. Enflasyon gerçekleştikten sonra geçmiş dönem verileri kullanılarak hesaplanan reel getiri ise bize alınan kararın ne kadar doğru veya yanlış olduğunu gösterir.

Reel hesaplamaların ekonomide doğru sinyaller verebilmesi için gerçekleşen ve beklenen enflasyon oranlarının birbirine yakınsaması gerekir. Teorik olarak da ekonomik birimlerin beklentilerinin zaman içerisinde gerçekleşen enflasyona yaklaşması beklenir. Bu yaklaşım, ekonomik aktörlerin rasyonel davrandıkları ve sürekli olarak yanılsama içerisinde olmayacakları varsayımına dayanır.

Ancak bugün Türkiye ekonomisinin en önemli sorunlarından biri, enflasyon beklentilerinin bir türlü gerçekleşen ve hedeflenen enflasyon oranlarına yakınsamamasıdır. Uzun süredir gerek piyasa katılımcılarının, gerek reel sektörün, gerekse hanehalklarının enflasyon beklentileri Merkez Bankası'nın hedeflerinin oldukça üzerinde seyretmektedir.

Örneğin, TCMB'nin son açıkladığı 2026 yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 26 olmasına rağmen, hanehalkının 12 ay sonrası için enflasyon beklentisi yaklaşık yüzde 50 düzeyindedir. Merkez Bankası'nın bu yıl için yüzde 26, gelecek yıl için ise yüzde 15 enflasyon öngörmesi, bugün itibarıyla 12 ay sonrası enflasyon beklentisinin........

© Ekonomim