menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Avantaj mı, beklenti mi? Yeni teşvik sistemi ve yansımaları…

4 0
21.07.2025

Burcu ALPTEKİN

Vergi Müfettişi

Küresel ekonomik sistemin, arz-talep dengelerinden jeopolitik kırılmalara, finansal piyasaların volatil yapısından sürdürülebilir kalkınma hedeflerine kadar uzanan çok katmanlı dinamiklerle yeniden biçimlendiği bir dönemde; devletlerin yatırımcı üzerindeki düzenleyici ve yönlendirici etkisi, artık yalnızca teşvik edici politikaların niceliğiyle değil, aynı zamanda bu politikaların içsel tutarlılığı, sektörel selektivitesi ve hukuki öngörülebilirliği ile ölçülmektedir. Türkiye’nin yatırım ortamını güçlendirmeye yönelik son dönemde yaptığı mevzuat değişiklikleri, bu bağlamda yalnızca klasik anlamda bir destek mekanizması güncellemesi olmanın ötesinde; sermaye yönlendirme stratejilerinin, bölgesel kalkınma perspektiflerinin ve dış kaynak çekme kabiliyetinin yeniden tasarlandığı bir paradigma değişiminin somut tezahürü olarak okunmalıdır.

Nitekim 30/05/2025 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 9903 sayılı “Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar” olan yeni yatırım teşvik mevzuatı, önceki düzenlemelerde yer alan genel, bölgesel ve stratejik teşvik sistematiğini muhafaza etmekle birlikte, içerdiği yeni nesil kriterler ve performans bazlı destekleme modelleri ile hem yatırımcı karar alma süreçlerinde daha analitik bir çerçeve oluşturmakta hem de kamu otoritesinin sektörel önceliklendirme kapasitesini normatif düzlemde tahkim etmektedir. Bu kapsamda, yalnızca teşvik unsurlarının kapsamının genişletilmesiyle yetinilmeyip, stratejik yeni sistemler başlığı altında özelleştirme sistematiği tercih edilmiş ve dahası bu çerçevedeki destekler ve vergi indirim mekanizması da yeniden yapılandırılmıştır.

Dolayısıyla bu günkü yazımızda, söz konusu yeni teşvik düzenlemeleri hem normatif hem de ekonomik bağlamda değerlendirilecek; getirilen yeniliklerin hukukî zemini, uygulama pratiklerine etkisi ve Türkiye’nin yatırım iklimine olan potansiyel yansımaları da görüşlerinize sunulacaktır.

2025 Yeni Yatırım Teşvik Sistemi: 9903 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ve 2025/1 Sayılı Tebliğ Kapsamında Yatırım Stratejilerinin Yeniden Tanımlanması

30 Mayıs 2025 tarihli ve 32565 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 9903 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile bu Karar’ın uygulama esaslarını düzenleyen ve 21 Haziran 2025 tarihli Resmi Gazete’de ilan olunan 2025/1 sayılı Tebliğ; Türkiye ekonomisinin üretim odaklı dönüşümünü hızlandırma, yapısal cari açık problemini hafifletme, nitelikli istihdam kapasitesini artırma ve bölgesel kalkınma hedeflerine yön verme amacıyla, yatırım teşvik sistematiğini, geçmiş dönem düzenlemeleriyle mukayeseli olarak, kökten yeniden inşa eden ve teşvik politikalarının kapsam, ölçek ve önceliklerinde radikal bir paradigma değişimi getiren bütüncül bir düzenleme niteliği taşımaktadır.

Söz konusu düzenlemeyle birlikte, 2012 tarihli 3305 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 2018 tarihli 11201 sayılı Karar yürürlükten kaldırılmış; bu kapsamda, yeni başvuru dönemi 31 Aralık 2030 tarihine kadar uzatılarak, bu tarihe kadar yapılacak tüm teşvik belgesi başvurularının, artık yalnızca yeni sistemin esasları çerçevesinde değerlendirilmesi hüküm altına alınmış ve geçmiş sistemlerin geçerliliği tamamen sona erdirilmiştir. Bu yeni çerçevede, teşvik politikası, “Türkiye Yüzyılı Kalkınma Hamlesi” ve “Sektörel Odaklı Teşvik Sistemi” olmak üzere iki ana sütun üzerine oturtularak; stratejik sektörlerin derinlemesine desteklenmesini, ileri teknoloji yatırımlarının yerlileştirilmesini ve yüksek katma değerli üretim kapasitesinin artırılmasını hedefleyen yapısal bir yönelim ortaya konmuştur.

Özellikle “Türkiye Yüzyılı Kalkınma Hamlesi” kapsamında yer alan yatırımlar için getirilen ve birim değeri 2 milyon TL’nin üzerinde olan makine ve teçhizat alımlarında yatırımın %’ine kadar olan kısmının kamu bütçesinden doğrudan karşılanabileceğine ilişkin yeni destek unsuru; yatırımın finansman yükünü ciddi ölçüde hafifletmekle kalmayıp, aynı zamanda teknolojik yenileşmenin hızlandırılmasına yönelik dolaylı fakat güçlü bir teşvik mekanizması işlevi görmektedir. Buna paralel olarak, bölgesel teşvik haritası güncellenmiş; 1. ve 2. bölgelerde asgari sabit yatırım tutarı 12 milyon TL’ye, diğer bölgelerde ise 6 milyon TL’ye yükseltilerek, yatırım yapılabilirlik kriterlerinde daha yüksek ölçekli projeleri hedefleyen bir eşik belirlenmiştir.

Sosyal güvenlik prim desteği hususunda ise, önceki sistemdeki karmaşık ve dağınık yapı revize edilerek, 6. bölgede azami 12 yıl, diğer bölgelerde ise azami 8 yıl süreyle uygulanmak üzere, işveren hissesi prim desteği yeniden yapılandırılmış; böylece uzun vadeli istihdam planlaması yapan yatırımcılara daha öngörülebilir ve sürdürülebilir bir destek yapısı sunulmuştur. Ayrıca, 1. bölgeden daha az gelişmiş olan 4., 5. ve 6. bölge il veya ilçelerine taşınan yatırımların, belirli şartların sağlanması koşuluyla, hedef bölgeye ait destek oranlarından faydalanabilmesi imkânı getirilmiş olup; bu uygulama, hem iç göç dinamiklerine hem de bölgesel kalkınma dengesizliklerine yönelik stratejik bir müdahale aracı olarak değerlendirilmelidir.

Öte yandan, yatırımın vergi yükünü azaltmayı amaçlayan vergi indirimi desteği kaleminde yapılan düzenlemeyle; katkı oranları güncellenmiş, indirim oranı ise ` ile sınırlandırılarak, bu destek mekanizmasının makroekonomik denge gözetilerek daha kontrollü ve hedef odaklı bir şekilde kullanılmasına olanak sağlanmıştır. Ayrıca, sanayi sicil belgesine sahip yatırımcıların, yalnızca üretim kapasitelerini değil, aynı zamanda tesislerinin afetlere karşı fiziki dayanıklılığını artırmaya yönelik olarak yapacakları deprem ve yangın önleyici yatırımlar da teşvik kapsamına dahil edilmiş olup, bu düzenleme yatırım güvenliği kavramının yalnızca finansal değil, fiziksel sürdürülebilirlik boyutunu da önceleyen yeni bir teşvik anlayışının habercisi niteliğindedir.

Dahası, elektrik üretimi, depolaması ve iletimi gibi enerji altyapısına yönelik yatırımların, belirli teknik ve mali kriterler doğrultusunda, öncelikli yatırım kapsamına alınması; enerji arz güvenliğini artırma, yeşil dönüşümle uyumlu üretim modellerini teşvik etme ve dış enerji bağımlılığını azaltma hedeflerine doğrudan hizmet eden, stratejik ve çok boyutlu bir teşvik yaklaşımı olarak öne çıkmaktadır.

Tüm bu dönüşümler ışığında, 2025 Yeni Yatırım Teşvik Sistemi; yalnızca ekonomik kalkınmanın araçsal bir aracı olarak değil, aynı zamanda Türkiye’nin ulusal ve uluslararası yatırım rekabetçiliğini artırmayı, sektörler arası dengesizlikleri azaltmayı ve üretim süreçlerinde dijitalleşme ile sürdürülebilirliği bütünleştirmeyi hedefleyen çok katmanlı bir politika aracı olarak dikkat çekmekte olup, uygulamaya dair detaylar ise gerek başvuru prosedürleri gerekse destek unsurlarının içsel işleyişi itibarıyla yüksek düzeyde teknik uzmanlık gerektiren, bütüncül bir değerlendirmeyi zorunlu kılmaktadır.

2025 Yatırım Teşvik Sisteminin Strüktürel Yeniden İnşası: Programatik Bütünlük, Sektörel Derinlik ve Bölgesel Ayrışma Üzerinden Bir Okuma

2025 yılında yürürlüğe giren ve “Türkiye Yüzyılı” vizyonu çerçevesinde şekillendirilmiş olan yeni yatırım teşvik sistemi, yalnızca klasik anlamda yatırım ortamını iyileştirmeyi değil, aynı zamanda ekonomik yapının yüksek katma değerli üretime evrilmesini, bölgesel eşitsizliklerin giderilmesini ve stratejik sektörlerde dışa bağımlılığın minimize edilmesini hedefleyen bütünsel bir politika seti olarak tasarlanmış; bu çerçevede, devlet yardımlarını iki ana eksende –“Türkiye Yüzyılı Kalkınma Hamlesi” ile “Sektörel Teşvik Sistemi”– yapılandırmak suretiyle, programatik alt başlıkları aracılığıyla mikro düzeyde müdahale kabiliyeti artırılmış, makroekonomik uyum ve sektör bazlı rekabet gücü öncelikli hale getirilmiş, bölgesel teşvik haritası ise altı farklı........

© Ekonomim