menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sanayici üretiyor, bankalar kazanıyor

13 0
22.07.2026

İSO İkinci 500’de büyüme var gibi görünüyor; ancak reel üretim yerinde sayıyor, borç yükseliyor, kâr faiz ve kur gi­derlerine teslim oluyor

Türkiye sanayisinin orta öl­çekli omurgasını oluşturan İSO İkinci 500 şirketlerinin 2025 so­nuçları, ekonomideki en kritik çelişkilerden birini ortaya koy­du: Fabrikalar çalışıyor, üretim devam ediyor, satışlar artıyor; ancak sanayicinin kasasında ye­terli para kalmıyor.

Üretimden satışlar nominal olarak yüzde 25,7 artarak 1,75 trilyon liraya ulaştı. Kâğıt üzerin­de bakıldığında güçlü bir büyüme görüntüsü var. Fakat Yİ-ÜFE et­kisi çıkarıldığında reel büyüme yalnızca yüzde 0,2’de kalıyor.

Yani sanayi büyümedi; yalnız­ca sattığı ürünlerin fiyatı yüksel­di.

Bu tablo, üç yıllık reel daralma­nın sona ermesi açısından sınırlı bir iyileşmeye işaret etse de güç­lü bir toparlanmadan söz etmek mümkün değil. Şirketler büyü­mekten çok ayakta kalmaya çalı­şıyor.

Ciro şişti, üretim büyümedi

Nominal ciro artışı, şirketlerin performansını değerlendirirken artık tek başına anlamlı bir ölçü değil. Çünkü yüksek enflasyon ortamında satışların TL bazında artması, daha fazla ürün satıldı­ğı veya daha yüksek katma değer yaratıldığı anlamına gelmiyor.

Reel satış büyümesinin binde 2’de kalması;

-üretim hacminin artmadığı­nı,

-yeni pazar kazanımının sı­nırlı olduğunu,

-kapasite kullanımının belir­gin biçimde yükselmediğini,

-sabit maliyetlerin daha geniş bir satış hacmine yayılamadığını gösteriyor.

Sanayi şirketleri açısından asıl risk, iç ve dış talepte yeni bir za­yıflama yaşanması halinde bu ya­tay görünümün hızla reel küçül­meye dönüşebilmesidir.

Kazanılan her 100 liranın 87 lirası finansmana gitti

İSO İkinci 500’ün en çarpıcı göstergesi finansman giderleri­dir.

Şirketlerin faaliyet kârı yak­laşık 160 milyar liraya yükselir­ken finansman giderleri 138 mil­yar liraya ulaştı. Böylece sanayi­ci, üretimden kazandığı her 100 liranın yaklaşık 87 lirasını faiz ve diğer finansman maliyetlerine aktarmak zorunda kaldı.

Bu, yalnızca yüksek faiz soru­nu değildir. Aynı zamanda yanlış borçlanma, zayıf nakit yönetimi, kısa vadeli kredi bağımlılığı ve iş­letme sermayesi verimsizliği so­runudur.

Faaliyet kâr marjı yüzde 7,7 se­viyesinde kalırken vergi öncesi kâr marjının yüzde 2,2’ye kadar gerilemesi, sanayicinin operas­yonel kazancının bilanço altında eridiğini gösteriyor.

On yıllık ortalama vergi önce­si kâr marjının yüzde 6,6 olduğu düşünülürse, şirketlerin kazanç kapasitesi tarihsel ortalamasının yaklaşık üçte birine inmiş du­rumda.

Şirketler üretimden değil, borçtan zarar ediyor

İSO İkinci 500 içinde 155 şir­ketin vergi öncesi zarar açıkla­ması dikkat çekicidir. Bu, her üç şirketten yaklaşık birinin yılı za­rarla kapattığı anlamına geliyor.

Ancak daha önemli olan........

© Dünya