menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yine yağmur yağıyor karanlık sokaklarda

3 0
yesterday

İki hafta sürecek denilen ateşkes daha ilk gününden karşılıklı olarak bozuldu. Ön­ce İsrail cevaben de İran saldırılarına de­vam etti.

ABD Başkanı Trump tarafından dile getirilen ateşkesin bölgeye daha fazla asker yığmak adına zaman kazanma ope­rasyonu olduğunu dile getirenlerin sayısı da azımsanmayacak kadar fazla. Jeopolitik risklerin bu kadar fazla olduğu ve komplo teorilerinin havada uçuştuğu bir ortamda ekonomik veri takvimini yorumlamak da, gelen yorumları anlamlandırmaya çalış­mak da giderek zorlaşıyor.

Diplomasiyi ve askeri operasyonları içe­ren konularda ağırlıklı olarak farklı kay­naklardan beslenmeye, olabildiğince ob­jektif kalmaya gayret ediyoruz. Çeşitli yabancı kurumlardan gelen tahminler as­lında ek bir bilgi içermiyor ancak onlara atfedilen önem ile bazen gereğinden faz­la dillendiriliyor. Hürmüz Boğazını 1-2 ay öncesine kadar hayatlarında duymamış analistler buradan sevkiyat kesilirse pet­rol fiyatları 150 dolar varil olur diye ol­dukça köşeli ve afaki rakamlar içeren ana­lizler paylaşabiliyor.

İki hafta olarak ilan edilen ateşkes uzarsa bu çalışmaların bir önemi kalmayacak mesela. Özellikle Av­rupa ve Uzakdoğu Asya için tedarik zinci­rinde kritik öneme haiz bu deniz yolu için doğal olarak herkes bir şeyler öğrenmek ve söylemek istiyor ancak Trump’ın bile aynı konuşma içinde kendi ile çeliştiği ifadeler kullandığı yerde yapılan değerlendirmele­ri hata payı oldukça yüksek olan senaryolar olarak kabul etmek daha doğru.

Kısaca özetlemek gerekirse bu konuda mutlu bir son yok, daha geçen sene 12 gün savaşlarının ardından bu kadar kısa sürede yeniden savaşın başlaması düşündürücü. Şimdi ateşkes sonrasında bir anlaşma gel­se de, yakın bir tarihte yeniden çatışmala­rın başlayabileceğini öngörmek çok zor de­ğil. Yaşanan gelişmeleri daha ziyade finan­sal piyasalara olası yansımaları üzerinden okumaya çalışıyoruz. Yılın başında herke­sin dile getirdiği dünya genelinde faizlerin gerileyeceği senaryosuna ne kadar kısa bir zamanda dönüş yapabiliriz.

En makul se­naryo yılın son çeyreği gibi gözükmekte. O vakte kadar petrol fiyatlarının ortalamala­rın üzerinde kaldığı, dolayısıyla enflasyo­nist baskıların hissedildiği, sıkı para politi­kalarının küresel büyümeyi baskıladığı bir ortam görmemiz kuvvetle muhtemel. Ilım­lı senaryo son çeyreğe kadar ek bir faiz ar­tırımı ihtiyacı doğmadan mevcut seviyele­rin korunduğu bir çerçeve. Benzer bir pro­jeksiyon hem Fed hem TCMB için geçerli.

Kurun denge içinde gitmesi

Bu zaman zarfında getiri arayışında olan paranın büyük ölçüde riskten uzak kalarak gelişmiş ülke para birimlerinde park etmesi ve tahvilde de kısa vadeli ta­rafta kalması mümkün. Ölçülü risk alma­ya çalışan kısım da bölgeden uzak kalma­yı tercih ederek emtia zengini Latin Ame­rika ülkelerine yönelebilir. TL varlıklar açısından değerlendirdiğimizde, faizlerin açıklanan enflasyonun üzerinde kaldığı bir reel faiz ortamı görmeye devam edebi­liriz. Dolar kurunun belirli bir denge için­de gitmesi dezenflasyon süreci adına el­zem görüldüğü için bu politikada bir deği­şiklik beklenmemeli. Tahmin etmenin en zor olduğu BIST açısından bakacak olur­sak, alınan önlemler ile belirli bir denge arayışı sonrası tepki denemeleri var. Sa­vunma ve petrokimya sanayi gibi sektör­ler jeopolitik risk ortamında ön planda kalmaya devam edebilir.


© Dünya