NATO zirvesi ve dönüşüm
NATO zirvesi yaklaştıkça her zaman olduğu gibi örgütün varlık sebebi, gerekliliği, sürdürülebilirliği, işlevselliği vs. gibi konular kamuoyunda tartışılmaya başlandı. Yalnızca ülkemizde değil, ABD de dahil dünyanın her yerinde özellikle halk nezdinde NATO’nun sempatizanları kadar, sayıca daha az olmakla beraber karşıtları da var. ABD’de karşıtlığın sebebi çoğunlukla “Amerikan vatandaşlarının vergisiyle başka ülkelerin korunması”. Avrupa’da ise negatif duygu, Amerikalıların NATO üzerinden ürettikleri güvenlik bağımlılığı sayesinde üye ülkeler üzerinde askeri bir hegemonya kurmuş olması, dünyaya bakışı güvenlikleştirmesi ve kutuplaştırarak militarizme geçit vermesi gibi nedenlerle şekilleniyor.
Türkiye’ye gelince, kamuoyu ilginç bir ikilem içerisinde. Bir yandan NATO’yu hiç sevmiyor, ama bir yandan da içinde kalmanın gerekliliğine inanıyor. Metropoll’ün 2026 araştırması, katılımcıların a’inin, örgütü Türkiye’nin güvenliği açısından gerekli gördüğünü bulgularken, PEW’un algı araştırması ise Türkiye’nin dünyada NATO hakkında en olumsuz görüşe sahip ülkelerin ilk sıralarında geldiğini gösteriyor. Kısaca NATO stratejik aklımızla kucakladığımız ama duygusal benliğimizle dışladığımız bir yapı. NATO üyeliğimizin gerekliliği de büyük ölçüde onun bizi dış tehlikelere karşı koruyacağı beklentisinden değil, dışarda olmanın yaratabileceği risklerden, yani NATO’nun kendisine karşı korunma arzusundan kaynaklanıyor. Masada olmazsak menüde olabiliriz düşüncesi bizi masanın baş köşesinde stabil kılıyor: Doğrusu da bu!
Tehdit algısı dönüşürken
Uluslararası ilişkiler literatüründe neorealizm ekolünün önemli isimlerinden Stephen Walt. yaklaşık 40 yıl önce yayınlanan “İttifakların Kökeni” adlı eserinde, klasik realistlerin “güç dengesi” kavramını “tehdit dengesi” olarak tanımlamıştı. Ona göre devletler güçlenen bir devlete karşı değil, yükselen bir tehdide karşı ittifak kurarlar. Bu nedenle güçlü olsa da barışçı ve coğrafi olarak uzak olan bir devlet yerine, yakın ama daha saldırgan bir aktöre göre karşı ittifak........
