menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

NATO zirvesi ve dönüşüm

34 0
06.07.2026

NATO zirve­si yaklaştıkça her zaman olduğu gibi örgütün varlık sebebi, gerekliliği, sürdürülebilirliği, işlevselliği vs. gibi konular kamuoyun­da tartışılmaya baş­landı. Yalnızca ülke­mizde değil, ABD de dahil dünyanın her yerinde özellikle halk nezdin­de NATO’nun sempatizanları kadar, sayıca daha az olmak­la beraber karşıtları da var. ABD’de karşıtlığın sebebi ço­ğunlukla “Amerikan vatandaş­larının vergisiyle başka ülkele­rin korunması”. Avrupa’da ise negatif duygu, Amerikalıların NATO üzerinden ürettikleri güvenlik bağımlılığı sayesin­de üye ülkeler üzerinde askeri bir hegemonya kurmuş olması, dünyaya bakışı güvenlikleştir­mesi ve kutuplaştırarak mili­tarizme geçit vermesi gibi ne­denlerle şekilleniyor.

Türkiye’ye gelince, kamuoyu ilginç bir ikilem içerisinde. Bir yandan NATO’yu hiç sevmiyor, ama bir yandan da içinde kal­manın gerekliliğine inanıyor. Metropoll’ün 2026 araştır­ması, katılımcıların a’inin, örgütü Türkiye’nin güvenli­ği açısından gerekli gördüğü­nü bulgularken, PEW’un al­gı araştırması ise Türkiye’nin dünyada NATO hakkında en olumsuz görüşe sahip ülke­lerin ilk sıralarında geldiğini gösteriyor. Kısaca NATO stra­tejik aklımızla kucakladığımız ama duygusal benliğimizle dış­ladığımız bir yapı. NATO üye­liğimizin gerekliliği de büyük ölçüde onun bizi dış tehlikele­re karşı koruyacağı beklenti­sinden değil, dışarda olmanın yaratabileceği risklerden, ya­ni NATO’nun kendisine karşı korunma arzusundan kaynak­lanıyor. Masada olmazsak me­nüde olabiliriz düşüncesi bizi masanın baş köşesinde stabil kılıyor: Doğrusu da bu!

Tehdit algısı dönüşürken

Uluslararası ilişkiler litera­türünde neorealizm ekolünün önemli isimlerinden Stephen Walt. yaklaşık 40 yıl önce ya­yınlanan “İttifakların Kökeni” adlı eserinde, klasik realist­lerin “güç dengesi” kavramı­nı “tehdit dengesi” olarak ta­nımlamıştı. Ona göre devletler güçlenen bir devlete karşı de­ğil, yükselen bir tehdide kar­şı ittifak kurarlar. Bu nedenle güçlü olsa da barışçı ve coğra­fi olarak uzak olan bir devlet yerine, yakın ama daha saldır­gan bir aktöre göre karşı ittifak........

© Dünya