Üç büyük dalga geliyor…
Sorun getirmemek, duymak istememek, “sonra bakarız” diyerek üstünü örtmek…Hatta sorunu getireni cezalandırmak… Bunların hepsi kısa vadede konfor, uzun vadede maliyettir. Çünkü sorun, kaçtığınızda küçülmez; büyür, şekil değiştirir ve gün gelir daha maliyetli olarak karşınıza çıkar.
Aslında sorun, gelişmenin ham maddesidir. Görmezden gelinen her sorun, zamanla derine iner; “yok oldu” sanırsınız ama sadece yer değiştirir. Yüzeyde görünenler çoğu zaman buzdağının küçük parçalarıdır; su üstündeki baloncuklardır. Asıl mesele, derinlerdeki nedenlerdir. Kulak vermezseniz, sahaya inmezseniz, veriye dokunmazsanız, yürüyen operasyonu görmezseniz gerçek sorunu yakalayamazsınız. Kaybolan sorun değil, çözüm fırsatıdır. Fırsat kaçınca döngü geri gelir: aynı problemler, aynı maliyetler, aynı şikâyetler.
Sorunları dillendirmek elbette önemli. Ama sorunu netleştiremezseniz çözümü de tasarlayamazsınız. Esas ihtiyacımız; tekrar eden şikâyetler değil, işleyen çözüm mekanizmaları. Sorunu sistematik ele alıp çıktıya dönüştüren, kalıcı ve sağlam yapılar kuran bir yaklaşım… Niyet çözmekse, işte tam da bu yüzden sahaya inip derinlemesine madencilik şart.
İşte bu anlayışla ülkemizin millî menfaatlerini öncelikleyerek, yazılım sektörünü stratejik hedeflerimiz doğrultusunda “Yazılım = Stratejik Sektör / Millî Güç” vizyonuyla ele almaktayız.........
