Sevgi savaşır mı?
Bize mümkün olmadığı öğretildi. Sonuçta savaş, kan, sefalet, ızdırap, vahşet, ölüm… gibi kavramlar da barınıyor. Böyle olunca “sevginin olduğu yerde savaşlar biter veya savaşın olduğu yerde sevgi askıya asılır” diye dikotomik (iyi-kötü gibi kesin karşıtlıkta ikilik içeren) önyargılar edindik…
“Sevgi mutlak iyi midir veya her halükarda savaşmak kötü müdür?”. Soruyoruz çünkü bugün sevgi, Batı kaynaklı yapılandırılmış bir felsefe olarak tüm insanlığa karşı kullanılan savaş aracı yapıldı.
Siyonist vahşetin sevgiyle ilişkisi, inkar etmeye ihtiyaç duymadıkları apaçıklıkta, sadece Yahudilerle ilgilidir. Onlar geri kalan tüm insanlıktan nefret ederler ama “sevgi”, barbarca savaşmak dışında adil bir medeniyet kuramamış Batı Hristiyanlığının baş sloganıdır. İncillerinde der ki:
“Ama ben size diyorum ki, düşmanlarınızı sevin, size zulmedenler için dua edin. Öyle ki, göklerdeki Babanız'ın oğulları olasınız. Çünkü O, güneşini hem kötülerin hem iyilerin üzerine doğdurur; yağmurunu hem doğruların hem eğrilerin üzerine yağdırır.” (Mata: 44,45)
Oysa realitede hiç böyle oldular mı? Batı, dinlerinin bu emrini, kendilerinin insanlığa karşı göstermesi gereken tavır olarak algılamadı, aksine insanlığın kendi barbar sömürgeciliklerine karşı göstereceği pasif tavır olarak algıladı ve bunu insanlığa pazarlama........
