BİRKAÇ DAVUL VURUŞUYLA VERİLEN MEDENİYET MESAJI
Türkiye, artık geçmişini sırtında yük gibi taşıyan değil; geçmişini bugünün diplomasisinde bir devlet dili olarak kullanan bir ülkedir.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde NATO üyelerinin mehter marşıyla karşılanması, sıradan bir tören ayrıntısı değildir. Bu, tarihin protokole dönüşmüş hâlidir. Bu, Ankara’nın dünyaya sessiz ama çok derin bir cümle kurmasıdır.
Çünkü büyük medeniyetler şunu bilir: Geçmiş, utanılacak, saklanacak, müzeye kaldırılacak bir hatıra değildir. Geçmiş bir dildir. O dili konuşmayı bilen milletler, tarihlerini sadece nutuklarla anlatmazlar. Bazen bir sancak, bazen bir tören, bazen bir mekân, bazen de birkaç davul vuruşu yeter.
Mehterin Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde yankılanması, Türkiye’nin kimlik hafızasını diplomatik sahaya taşımasıdır. O ses, yalnızca Osmanlı’nın askerî musikisi değildir. O ses, Malazgirt’ten Söğüt’e, İstanbul’dan Ankara’ya uzanan büyük devlet aklının ritmidir.
NATO liderleri o kapıdan içeri girerken sadece modern Türkiye Cumhuriyeti’nin devlet protokolüyle karşılaşmadılar. Aynı zamanda bin yıllık bir siyasi hafızanın, kesintisiz bir devlet geleneğinin ve yeniden ayağa kalkan bir medeniyet........
