menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Boğaz’ımızdan nasıl geçtiler?

49 0
04.04.2026

Birçok uzman şöyle der: “Birinci Dünya Savaşı bitmedi, İkinci Dünya Savaşı onun devamıydı” Ulusların çarpıştığı bu büyük savaş, milletleri silindir gibi ezdi, imparatorlukları yıktı ve yeni dünya düzenini yarım yamalak kurdu. Aynen ikincide olduğu gibi sahada kaybedip masada kazanan Fransa, oyuna sonradan dâhil olan ABD, her dönemin kazananı İngiltere, iki savaşı da kaybeden ama “yanlış” tarafta olduğundan harap olan Almanya, taraf değiştiren İtalya ve iç sorunlar nedeniyle 1917’de savaştan çekilen Rusya hakkında söylenmedik hiçbir şey kalmamıştır. Ve Avusturya-Macaristan ile Osmanlı İmparatorluğu… Aynı safta yer alan iki imparatorluğun sonu aynı oldu: Bölünme…

Savaşın başlangıcı apayrı ele alınması gereken bir başka konu. Her şey bir kurşuna mı bakıyordu? Elbette bakmıyordu ancak bir kıvılcım gerekiyordu. Bunun için de bir tetikçi lazımdı. Gavrilo Princip adlı bir Sırp milliyetçisi, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Veliahtı Franz Ferdinand’ı Belçika malı FN Browning M910 model yarı otomatik tabancayla 28 Haziran 1914’te Saraybosna’yı ziyareti sırasında eşi Sophie ile birlikte öldürdü. Sonrası malum… Savaş ilanı, birbirini yalnız bırakmayan devletler ve katliama susamış bir dünya.

Savaş, cephe cephe gösterdiğimiz kahramanlıklara rağmen bizim için iyi bitmedi. Bölündük, dağıldık, yıkıldık ve paramparça olduk. Çocuklarımıza dillere pelesenk olan “Almanya yenilince biz de yenilmiş sayıldık” sözünü ezberlettik. Buradaki korumacılığı sezin lütfen. Ardından yepyeni bir devlet kurduk. Bir gün yeni devletimize ilişkin de konuşalım ama bugün olmasın. Bugün bizi Birinci Dünya Savaşı’na sokan iki gemiyi; Yavuz’u ve Midilli’yi konuşalım.

Bu arada ABD ile İsrail’in koordineli biçimde İran’a saldırısıyla başlayan savaşta geçiş yollarının ve buna bağlı olarak tedarik zincirinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anladık. Daracık bir boğaz, incecik bir geçiş hattı dünya piyasalarını ne hale getiriyor görüyorsunuz. Peki, bir ülkenin kaderini iki gemi-bir boğaz belirler mi? –Bu yazıyı yıllar sonra okuyacaklara not: ABD-İsrail, İran ile savaştı ama biz en çok Hürmüz Boğazı’ndan geçemeyen gemileri konuştuk-

Bu tarihi aklınızda tutun ve bir gün öncesini düşünün

Savaş henüz başlamışken Goeben ve Breslau gemilerinin seyrinin Türk harp tarihi açısından önemini o sırada kestirmek mümkün değildi. Diyebiliriz ki bu gemiler ne zaman Çanakkale ve İstanbul Boğazı’ndan geçerek Karadeniz’e açıldı o zaman yeni sahibinin tarihini de yazmaya başladı. Gemilerde subay olarak görev yapan Yarbay Th. Kraus ve Yarbay Karl Dönitz tarafından anı formatında yazılan “Kader Gemileri: Yavuz ile Midilli” aynı zamanda Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’na giriş serüvenini anlatıyor. İki Alman gemisinin seyrüseferi, bu sırada karşılaştıklarıtehlikeler, Osmanlı ülkesine girişleri, burada........

© Diriliş Postası