menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Niçin Tevrat vermiyorsunuz?”

30 36
22.02.2026

Yıllar boyu Türkiye’nin başına bela olmuş bir sinsi yapının zaman içerisinde şifrelerinin çözülmesi ve nihayetinde son büyük kalkışmayla terör örgütü ilan edilip devletin kılcal damarlarından temizlenmesine yönelik atılan adımlar büyük arınma hareketinin son halkasını oluşturdu. Faaliyetlerini dini bir oluşummuş gibi yürüten ve ana hedefi bürokratik kurumları ve en nihayetinde devleti ele geçirmek olan FETÖ’nün din kisvesi altında yansıttığı bu sahte görünüm birçok kişiyi hatta devleti yanılttı.

Bir kesim söz konusu terör örgütüne İslâm sınırları içerisinde hareket ettiği yanılsamasıyla sempati beslemiş, bir başka kesim ise aynı nedenle onları antipatik bulmuştur. Gelinen noktada örgütün İslâm ya da İslâmî herhangi bir değerle ilişkisinin olmadığı ve bu değerleri kullandığı orta çıkmıştır. Bunun ardından ilk gruptakiler bu yapıdan soğumuş, ikinci gruptakiler ise yapıya sempati duymaya başlamıştır. Beyin yakan izah edilemez çelişkiyi görüyor musunuz? Bir de örgütü kurulduğu ya da faaliyetlerini yoğunlaştırdığı günlerden itibaren casus, hain ve işbirlikçi olarak gören birileri vardı. Bu grup gerek konuşmalarla gerekse de yazılarla örgütün niyetini açıkça ortaya koymuş, devlet kurumlarından uzak tutulması için uyarılarda bulunmuştur.

Gazeteci Şükrü Sak, “Kod Adı Hocfendi: Biz Bunları Size Anlatmadık Mı?” kitabıyla şimdilerde birçoğu unutulmuş gerçekleri hatırlatıyor. Fakat öyle kuru kuruya değil; bilgilerle, belgelerle, delillerle… Kitabı okurken Türkiye’nin nasıl kılıktan kılığa giren bir iç düşmanla karşı karşıya kaldığını yeniden hatırlayacaksınız.

“Amerika-İsrail istihbarat örgütlerinin projelendirdiği bir hain”

Bu kitap kökü dışarıda bir örgütün tehlikelerine “zamanında” dikkat çekmiş bir hatırlama ve hatırlatma kitabı hüviyetinde. Şimdilerde telaffuzu kolay yakıştırmalar, söylemesi kolay sözler “zamanında” korkusuzca kullanılmış, örgüt apaçık düşman ilan edilmiş ve örgütle esaslı bir mücadeleye girişilmiştir. Bürokraside etkin olan FETÖ, en güçlü döneminde bu “aleni savaşı” verenleri affetmemiş ve onlara en ağır bedelleri ödetmiştir. Ancak yazar Şükrü Sak, yol arkadaşlığı yaptığı Salih Mirzabeyoğlu ile beraber davasından taviz vermeden kendi yolunda ilerlemiş, bu uğurda nice acılar çekmiştir. Bu açıdan eseri FETÖ karşısında net duruşun onur belgesi olarak görmenizi ve sayfa sayfa hissetmenizi öneririm.

“Kod Adı: Hocfendi” çok sayıda yazıdan oluşuyor. Yazar, “Biz bunları size anlatmadık mı?” diyerek biraz da sitem ediyor. Örgütün yıllar içinde ördüğü ağ ve edindiği zırhla kendini dokunulamaz hale getirmesi çok çok önceden alınabilecek önlemlerle engellenebilir miydi? Mücadele belirli kesimlere bırakılmamış olsa ve o kesimler de bu mücadelesinden ötürü cezalandırılmamış olsa mümkün olabilirdi. Bu nedenle “Biz bunları size anlatmadık mı?” sözüne........

© Diriliş Postası