menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Karadeniz’in ortak kültürel hazinesi

27 0
05.09.2026

Kırım Kalkınma Vakfı Başkanı Ünver Sel yazdı;

Karadeniz’in ortak kültürel hazinesi

Karadeniz’e sadece komşusu olan devletlerin sınırlarını birbirinden ayıran bir deniz olarak bakmamak gerekiyor. Burası, aynı zamanda asırlardır toplumları, ticaret yollarını, dilleri, dinleri, sanatları ve siyasal gelenekleri birbirine bağlayan büyük bir tarih havzasıdır. Bu nedenle Karadeniz kıyılarında yer alan şehirlerin geçmişini yalnızca bugünkü ulusal sınırlar üzerinden okuyarak bölgenin çok katmanlı tarihini anlayamazsınız.

Ata toprağımız Kerç ise bunun belki de en çarpıcı örneklerinden biridir. Karadeniz ile Azak Denizi arasındaki stratejik boğazın üzerinde yükselen bu şehir, Antik Yunan kolonizasyonundan Bosporos Krallığı'na, Hunlardan Göktürklere, Hazarlar ve Cenevizlilerden Kırım Hanlığı ile Osmanlı İmparatorluğu'na, ardından Rus İmparatorluğu'na uzanan son derece uzun bir tarihsel çizginin taşıyıcısıdır.

Bu nedenle Kerç'i yalnızca bir sınır şehri olarak değil, Karadeniz havzasındaki medeniyetlerin birbirleriyle temas ettiği bir kültürel kavşak olarak görmek gerekir.

Kerç çevresindeki arkeolojik miras bu tarihsel sürekliliğin maddi kanıtlarını taşımaktadır. Antik yerleşimlerin kalıntıları, kurganlar, mezar buluntuları ve altın işçiliği örnekleri, bölgenin yüzyıllar boyunca farklı kültürlerin karşılaşma alanı olduğunu göstermektedir.

Bu açıdan Kerç'in kültürel mirası, tek bir halkın veya tek bir devletin tarihine indirgenebilecek bir hazine değildir. Tam tersine, Karadeniz'in ortak tarihinin katmanlarını aynı coğrafyada görünür kılan bir arşiv niteliğindedir.

Kerç'in Osmanlı dönemine ait mirası söz konusu olduğunda bütün dikkat doğal olarak Yanıkale üzerinde toplanmaktadır.

-Yanıkale önündeki bilgi panosu

Osmanlıların 1475'te Kırım'ın güneyindeki Ceneviz hâkimiyetini sona erdirmesinin ardından Kerç doğrudan Osmanlı yönetimine bağlandı. Şehir Kefe sancağı ve daha sonra eyaleti içerisinde özel bir konuma sahip oldu.

Ancak 17. YY başında Rusya'nın Azak çevresinde güç kazanması, Kerç Boğazı'nın askerî önemini daha da artırdı. Rusların 1696'da Azak'ı ele geçirmesi ve 1700 İstanbul Antlaşması ile bu durumun tanınması, Osmanlı yönetimini Rusya'nın Azak Denizi üzerinden Karadeniz'e açılma ihtimaline karşı yeni tedbirler almaya yöneltti. Bu bağlamda Kerç Boğazı'nı kontrol etmek üzere Yanıkale'nin inşa edilmesine karar verildi. Tarihi arşivlere göre, Yanıkale'nin inşası 1702'de başlamış ve çalışmalar 1707'ye kadar sürmüştür.

Dolayısıyla Yanıkale yalnızca bir kale değildir. O, Karadeniz'in jeopolitik tarihinin taşa dönüşmüş biçimlerinden biridir. Bugün de Kerç şehrinin ve Kırım’ın tarihî mirasının başlıca unsurlarından biri olarak korunmaktadır.

Rusya'nın Doğu Kırım Tarih ve Kültür Müzesi-Koruma Alanı yani Kerç Tarih ve Arkeoloji Müzesi, Yanıkale'yi 19. YY’de inşa edilen Rus Kerç Kalesi ile birlikte şehrin askerî tarihinin başlıca tanıkları arasında saymaktadır.

Burada dikkat çekici bir tarihsel paradoks ortaya çıkar: Bir zamanlar Rusya'nın Karadeniz'e çıkışını engellemek amacıyla inşa edilen Osmanlı kalesi, bugün Rusya'nın koruduğu kültürel mirasın bir parçasıdır.

İşte tam da bu nokta, kültür diplomasisinin neden önemli olduğunu göstermektedir.

1768–1774 Osmanlı-Rus Savaşı'nın ardından imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşması, Kerç ve Yanıkale'nin Osmanlı hâkimiyetinden çıkmasına yol açtı. 1774'te Kerç, Yanıkale ile birlikte Rusya'ya bırakıldı ve şehir bundan sonraki dönemde Rus Karadeniz filosuyla bağlantılı önemli bir merkez haline geldi.

Bu olay, bölgenin siyasi tarihinde büyük bir kırılma olsa da........

© Dikgazete.com