Bu akşam bütün meyhanelerini dolaştım İstanbul'un
Bu akşam bütün meyhanelerini dolaştım İstanbul'unB
Aslında burası bugünkü ikinci kapım. İlk uğradığım meyhaneden, daha bir iki çatal aldığım mezeleri masada öylece bırakıp hesabı ödedim ve çıktım. Bahşişi ihmal etmeden tabii… Henüz bir kadeh içtiğim rakımı da aldım yanıma. Ya onlar gününde değildi ya ben. Şikâyetim mezelerden filan değil, üstelik fena da değillerdi. Bir olmamışlık, samimiyetsiz bir güleryüz vardı. Yoldan geçenlerden müşteri kapmaya çalışmaları da antipatik gelmiş olmalı.
Çok da eski bir mekân. Kızmadım. Kaprisli sayılmam. Gittiğim meyhanelerde olumlu yanlara odaklanır, hatta pozitif ayrımcılık yaparım. Sadece orada daha fazla bulunmak istemedim. Epey de fotoğraf çekip notlar almıştım halbuki.
Çıkıp 10-15 dakikalık yürüyüş mesafesindeki Yalçınkaya’ya, günün ikinci kapısına geldim.
Yalçınkaya Ocakbaşı & Restaurant Aksaray’da, Recep Yazıcıoğlu Sokak ile Sinekli Bahçe Sokak köşesinde. Sinekli Bahçe Sokak’taki Star Ocakbaşı’na gelmiştim daha önce. Yabancısı sayılmam buraların.
Pos bıyığıyla İsmail bey karşıladı, boş masalardan istediğimi seçebileceğimi söyledi. Sonradan anladım, erkenci müdavimlerin masasına da izin isteyip otursaymışım muhabbetle karşılanırmışım. 38 yıllık bir müdavim mekânıymış burası.
İki sokağın kesiştiği köşe masaya geçtim. İki yanım boydan boya açılır kapanır geniş camla çevrili. Püfür püfür. Bugünkü gibi müsait havalarda, sokakta da masaları var.
Neyse, ben yerimden memnunum, tatile gelmedik sonuçta, görevimiz var.
Bir 35’lik de burada söyledim. Dolapta beş çeşit meze, meyveler, ızgaralıklar var. Yarımşar porsiyon zeytinli turşulu mantar, barbunya pilaki, şakşuka, Arnavut ciğer istedim, arka masada oturan müdavim “Peynir de al, çok güzel” dedi. Kırar mıyım?
Peynir güzelmiş hakikaten.
Neyse, biz salona dönelim.
Girişin sağında üst kata çıkan merdiven, merdivenin yanında adisyonların da tutulduğu banko, sonra bakır davlumbazlı ocakbaşı, yanında mutfağa sırtını vermiş meze dolabı, sonra içki dolabı, yanında bira kasaları, üstünde Kocaeli Kartepe Hipodromu’ndan yarışların yayınlandığı ekran, sonra küçük bir aralık, içki dolabı…
O küçük aralığı kaçırmayın, tuvalete oradan geçiliyor. Tek kabin, alaturka, bir de lavabo. Sifon belki o gün arızalıydı, havlu kâğıt da dışarda.
Salona dönelim… Cam tarafında dört sıra........
