menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Anadolu'da 104 yaşında kaç meyhane vardır ki?

146 0
14.05.2026

Anadolu'da 104 yaşında kaç meyhane vardır ki?A

Cumhuriyet’ten bir yıl önce, 1922’de I. Abdurrahman kurmuş. Yaşlanınca oğlu I. Cemal’e bırakmış. O da oğlu II. Abdurrahman’a devretmiş. Şimdi de II. Abdurrahman’ın oğlu II. Cemal ile torunu III. Abdurrahman işin başında. II. Abdurrahman canı isterse rakı içmek için uğruyor, ki ne saadet, o gün de oradaydı. 

Dile kolay, 104 yıl… Beş kuşak… Anadolu’da bu kadar uzun soluklu başka meyhane var mıdır, bilmiyorum. Baştan söyleyeyim, işlerini de hakkıyla yapıyorlar. Hatta daha önce bilseydim, Bodrum’a gidiş gelişlerimde yolumu değiştirir, mutlaka uğrardım. Öyle de yoldan çıkaracak bir yer. 

Burası Eskiçine’de Balıkçı Abdurrahman Öz meyhanesi. Şimdi köyün anayolu olan eski Muğla-Aydın karayolu üzerinde, işgal sırasında İtalyanların yaptığı köprünün başında, hem de Çine Çayı kenarında. Balıkçı unvanı, çayın balıklarından geliyor.

Hüseyin (Sami Çelik) sayesinde haberdar oldum buradan. Bir sonraki yarışa geldiğimde beraber gitmek için sözleştik. 

Her şeyi son ana bırakan ben, bir ay önceden plan yaptım. Hüseyin öyle önerisi dikkate alınmayacak biri değil. Bodrum’un -bana göre- en şahane mekânlarından birinin, Moya’nın kurucusu ve sahibi. 

Dostluğumuz eskiye, İstanbul’a dayanır. Tanıştığımızda bir bankanın yatırım kuruluşunun başındaydı. Kurumsal hayatı bırakıp meyhaneci oldu. Önce İstanbul’da ortak arkadaşımız Yüksel’le (Akgül) Karaköy’deki Galatalı’yı açtılar. Bir otelin terasında, nefis bir manzarası vardı, enfes de bir mutfağı. Bina otel olmaktan çıkarılıp boşaltılınca kapandı maalesef. Hüseyin de memleketine, Bodrum’a yerleşip Moya’yı kurdu. Hem arkadaşı olarak hassasiyetini, hem de müdavimi olarak istikrarını bildiğim için gönül rahatlığıyla övgü hakkımı kullanabilirim.

Şarap kavı benim diyen yerle yarışır; özel ilgi alanı. Rakı için muhteşem mezeleri var. Mutfağın başındaki Tuncay’ı da iyi bilirim. Ama tabii ki bu bir Moya yazısı değil, yola düşelim.

Bu sene Tirhandil Cup trofesinin son ayağını eda ettikten sonra yola çıkıp 16:00 sularında ulaştık hedefimize. Doğan’la mekânda buluşacağız.

Çine’ye 6-7 kilometre mesafedeki Eskiçine’deyiz. Eskiden burası merkezmiş, şimdiki Çine buraya bağlı Kıroba Köyü’ymüş. Kıroba’da yerleşim ve nüfus artınca merkez oraya kaymış, ismi Çine olarak değişmiş.

Buralar mitolojinin ana sahnelerinden… Apollon’un, Kral Midas’ın ve Marsias’ın yolları burada kesişmiş, Çine Çayı Apollon’un zulmüne uğrayan Marsias’ın göz yaşlarından oluşmuş. Meyhanemizin hikâyesi de o gözyaşı deresine, o deredeki balıklara dayanıyor. 

Biz daha masamıza yerleşmeden Doğan da (Yörük) geldi. Doğan, Çine’nin yerlisi. Ankara Hukuk’u bitirir bitirmez dönmüş memleketine, 42 yıldır faal avukat. Ataları 1800’lü yıllarda gelmiş. Baba tarafı Sarıkeçili Yörüklerinden, anne tarafı Rodoslu. Tam bir beyefendi. 

Masaya oturmadan hem........

© Diken