Yakın Korumaların Dilinden Erdoğan Gerçeği
Seversiniz ya da sevmezsiniz…
Benim de takdir ettiğim yanları var, eleştirdiğim yanları da… Ancak bazı gerçekler vardır ki, onları en yakından yaşayanlardan dinlediğinizde bakış açınız ister istemez değişir.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında da böyle bir gerçek var: Uyumayan, durmayan, temposu düşmeyen ve sadece Pazar günlerini ailesine ayıran bir lider profili…
Stockholm’de Başlayan Bir Tanıklık
Yıllar önceydi… Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan olarak Stockholm’e gelmişti. Biz gazeteciler için bu tür ziyaretler sadece haber takibi değildir; aynı zamanda perde arkasını görme fırsatıdır. Özellikle de yakın koruma polisleriyle kurulan o kısa ama samimi sohbetler. İşte o sohbetlerden birinde bir koruma polisi aynen şunu söylemişti: “Tayyip Bey’i takip etmek çok zordur. Uyumaz… Gecenin bir vakti kalkar, programda olmayan bir yere gitmek isteyebilir. Bizim işimiz diğerlerine göre çok daha zor.”Bu sözler o gün kulağımda kalmıştı.
Yıllar Sonra Bodrum’da Aynı Sözler
Aradan yıllar geçti… Bu kez Bodrum’da bir başka yakın koruma polisiyle karşılaştım. Konu yine aynı yere geldi. Ve duyduğum cümle değişmemişti: “Çok zor. Gerçekten çok zor. Sürekli hareket halinde, sürekli çalışıyor.” Bu tekrar, benim için bir tesadüf değil, bir gerçeğin teyidiydi.
Bir Gazetecinin Merakı: Namaz Ve Disiplin
Gazeteci merakı işte. Dayanamadım, sordum: “Peki, 5 vakit namazını aksatır mı?”Cevap netti: “Hayır, asla aksatmaz. Kılar.” Bu cevap, sadece bir alışkanlığı değil, aynı zamanda disiplinin de göstergesiydi.
Yakın Olanların Gözünden İthamlar
Sonrasında daha da hassas bir soru yönelttim: “Peki hakkında yapılan olumsuz ithamlar?”
Koruma polislerinin cevabı yine netti: “Hepsi asılsız. Biz onu en yakından tanıyoruz. Böyle birinin haramda gözü olmaz. Ancak yurt içinde ve dışında garibanlara yardım edip ettirmeyi çok sever.”Bu sözler, siyasetin değil; birebir temasın, birebir gözlemin cümleleriydi.
Biz gazeteciler, duyduğumuzu hemen yazmayız. Ama bazı bilgiler vardır ki, yıllar içinde farklı ağızlardan aynı şekilde tekrar ediyorsa, artık o bilgi bir “not” olmaktan çıkar, “tespit” hâline gelir. Ben de bugün, tamamen spontane gelişen sohbetlerde ortaya çıkan bu gerçeği sizlerle paylaşmak istedim.
Recep Tayyip Erdoğan’ı seversiniz ya da sevmezsiniz ama şunu kabul etmek gerekir: Bu ülkenin başında, yorulmayan, uyumayan ve temposu hiç düşmeyen bir lider var.
Bu lider ki, sadece Türkiye için değil, dünyadaki özellikle ezilen kesim için de seferber olur.
Kurucu Önder Gazi Mustafa Kemal’i dışarıda tutarsak, dünyada ilk kez Turgut Özal ile Türkiye’nin dışa açılımı ve tanıtımı olmuştu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise Türkiye’yi hem dünyaya tanıttı hem de güçlü devlet ve güçlü lider damgasını vurdu.
Gerek ABD ve Rusya’nın yanında, AB ülkeleri ile taviz vermeden kurduğu ilişkiler sayesinde,
ister kabul edin ister etmeyin dünya liderleri arasına hem girmeyi başardı hem de kendisini kabul ettirdi, sözü dinlenen bir lider oldu.
ABD, İsrail ve sınır komşularımız olan Ortadoğu ülkeleri arasında süregelen savaş boyunca, İsrail’in tutumundaki sert eleştirilerini devam ettirmesine rağmen barışçıl ve tarafsız tutumunu sürdürerek Türkiye’nin bu ateş çemberinin dışında kalmasını sağladı.
Bunu yaparken ABD, Rusya, AB ülkeleri ve Ortadoğu ülkelerinin hiçbiri ile ters düşmeden dışarıda kalmayı başaran bir lider oldu.
Eğer Türkiye çevremizdeki ateş çemberi olan savaşa bir şekilde dahil olmadıysa, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aklıselim ve dik duruşu sayesinde olmuştur.
Yiğidi öldür ama hakkını ver…
Bizim geleneğimizde ve kültürümüzde bu vardır.
