Tarımda sınıfsal ayrışmanın yeni cephesi
Avrupa Birliği ile Güney Amerika Ortak Pazarı (AB-MERCOSUR), 25 yıldır müzakere edilen serbest ticaret anlaşması önceki gün Paraguay’da imzalandı. Böylece sadece dünyanın en büyük serbest ticaret alanlarından biri kuruldu ve aynı zamanda küresel tarım siyasetinde, özellikle küçük çiftçiler aleyhine bir sınıfsal çatlağın pimi çekildi.
Zira anlaşmanın teknik detayları gibi görünen kotalar (99 bin ton sığır eti, 180 bin ton kanatlı eti, 60 bin ton pirinç vb.), aslında tarımsal üretimin sınıfsal yapısını yeniden şekillendiren maddi birer zemin oluşturuyor. Ve burada temel mesele, sadece ucuz ithalat değil, bu ithalatın hangi üretici tipini tasfiye edeceği.
Finansmana erişimi olan, büyük ölçekli üretim yapan ve küresel tedarik zincirlerine entegre olmuş tarım-sanayi devleri için bu anlaşma, maliyetleri optimize edebilir. Ancak toprağı bir yaşam biçimi olarak gören küçük ve orta ölçekli aile işletmeleri için durum farklı.
Daha önceki yazılarda da vurguladığım gibi Avrupa’daki çiftçi protestoları incelendiğinde iki farklı itiraz hattı belirginleşiyor. Bir yanda sistemle uyumlu (FNSEA, Copa Cogeca); çözümü daha fazla sübvansiyon ve teknik denetimde arayan hat yer alıyor. Diğer yanda yapısal eleştirilerde temellenen (Confédération Paysanne, La Via Campesina); serbest ticaret rejiminin bizzat kendisine karşı çıkan, gıda egemenliğini, agro-ekolojiyi ve........
