Silivri adaleti…
Bu başlığı atarken kendi kendime birkaç defa sordum!
Nasıl bu kadar haksızlık olur? Ne oldu da adalet ortadan kaldırıldı? Hak ve Özgürlükler yok sayıldı? Engizisyon Mahkemelerini aratmayan adaletsizliği ve yapılan manevi işkenceleri görmek için ne hata yaptık? Böyle bir ülkede yaşamayı hak ettik mi? Cevap basit, belli bir azınlık çoğunluğu tahakküm ederek, demokrasiden, hak ve özgürlüklerden rant için vazgeçti… Ülkenin tüm değerlerini ve insanlarını sömürmek için baskıyı arttırdı, hak hukuk ve adaleti yok etti…
***
Kral John tarafından 15 Haziran 1215’te imzalanan, İngilizlerin siyasi, ekonomik hak ve özgürlüklerini güvence altına alan bir belge olan Magna Carta’dan, 1789 Fransız Devrim Yasalarına, 24 Aralık 1876 tarihinde Padişah tarafından ilan edilen Kanun-ı Esasi’den, Cumhuriyet dönemi anayasalarına kadar, hatta 1992 Anayasası da dahil bilinen tüm anayasalların varlık temeli, yönetimlerin ülke yurttaşlarının yaşam güvencesi için hak ve özgürlüklerin adaletli bir şekilde dağıtılmasını içermesidir… Adı üzerinde; Anayasalar, hukuk devletlerinin varlığını kabul ederler… Şayet, kuvvetler ayrılığının varlığı, bu anayasalarda kabul görmüşse o ülkelerin demokrasi özlemleri gerçekleşir… Laik demokratik sosyal hukuk devletleri, yerleşik hale gelir… Yukarıda yazdığımı tekrarlayalım…
Türkiye Cumhuriyeti’nin yönetimini ele geçiren siyasal İslamcı bir anlayış, kuvvetler ayrılığını düzenleyen, yaşamı, hak ve özgürlükleri güvence altına alan anayasal bir düzeni reddediyor… Ancak “Takiye yaparak” anayasaya uyuyormuş” gibi davranıp karşı gelenleri, halka........
