Bir gecenin değil, büyük bir emeğin şampiyonluğu: Türkiye nasıl voleybol ülkesi oldu?
Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.
Sinan Erdem Spor Salonu’nda 17 bini aşkın kişinin önünde oynanan finalin son topu yere düştüğünde Türkiye yalnızca bir Avrupa şampiyonluğu daha kazanmadı.
İtalya karşısındaki 3-2’lik galibiyet, 2023’te alınan ilk Avrupa şampiyonluğunun tesadüf olmadığını da bir kez daha gösterdi. Üstelik karşıdaki takım, bir yıl önce olimpiyat şampiyonu olmuş, 2025’te Dünya Şampiyonası finalinde Türkiye’yi yenmiş İtalya’ydı
Türkiye iki kez geriye düştüğü finali çevirerek unvanını korudu ve Los Angeles 2028 Olimpiyatları’na katılma hakkını da doğrudan elde etti.
Bir ay kadar önce 2026 Milletler Ligi’ni de kazanan Türkiye, böylece üç yıl içinde ikinci VNL, ikinci Avrupa Şampiyonası şampiyonluğuna ulaştı.
Araya Paris 2024’teki olimpiyat dördüncülüğü ve 2025 Dünya Şampiyonası’ndaki tarihi ikincilik de girdi. 2026 Avrupa Şampiyonası’nın bireysel ödüllerinde Melissa Vargas MVP ve en iyi pasör çaprazı, Gizem Örge en iyi libero, Zehra Güneş en iyi orta oyuncu, Derya Cebecioğlu en iyi smaçör, Daniele Santarelli ise en iyi başantrenör seçildi.
Yalnızca bu fotoğrafa bakarsak Türkiye voleybolunun hikâyesinin önemli bölümü gözden kaçırırız.
Çünkü bu başarı Vargas ya da Santarelli ile de başlamadı. Hatta ilk büyük başarıyı getiren 2003 kuşağıyla bile başlamadı.
İLK TOHUM OKULDA ATILDI
Türkiye’de voleybolun başlangıcı Cumhuriyet’ten bile önceye 1919 yılına kadar uzanıyor.
İsveç’te beden eğitimi eğitimi alan ve Türkiye’nin ilk beden eğitimi öğretmenlerinin yetişmesinde önemli rol oynayan Selim Sırrı Tarcan, oyunu okullara taşıyan isim oldu.
Bu ayrıntı, aslında Türkiye modelinin yüz yıl sonra bile değişmeyen karakterini anlatıyor: Voleybol ülkede önce profesyonel kulüplerden değil, okul ve eğitim sistemi üzerinden tabana yayıldı.
1924 ile 1948 arasında bölgesel şampiyonalar, 1948’den 1970’e kadar Türkiye Voleybol Şampiyonası düzenlendi.
1958’de Voleybol-Eltopu Federasyonu adıyla bugünkü Türkiye Voleybol Federasyonu kuruldu.
Kadın Milli Takımı ilk uluslararası karşılaşmasını 1957’de oynadı, 1963’te ise ilk kez Avrupa Şampiyonası’na katıldı. Kadınlarda ülke çapında deplasmanlı lig sistemine geçiş ise 1984-85 sezonunu buldu.
Dolayısıyla Türkiye’nin bugün geldiği noktanın ilk ayağı, oyunun yaklaşık bir asırdır okulla, öğretmenle ve gençlikle kurduğu ilişkiydi.
Ancak bu zeminin uluslararası başarı üretebilen profesyonel bir sisteme dönüşmesinde başka bir aktör belirleyici olacaktı: Kurumsal kulüpler.
DÖNÜM NOKTASI: ECZACIBAŞI'NIN KADIN VOLEYBOLUNU SEÇMESİ
Türkiye kadın voleybolunun tarihini Eczacıbaşı’ndan bağımsız okumak neredeyse imkânsız.
1966’da kurulan kulübün kadın voleybol takımı 1968’de İstanbul Ligi’ne katıldı. 1972-73 sezonundan itibaren tam 17 yıl üst üste Türkiye şampiyonu oldu.
1980’de Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası’nda ikinciliğe ulaşarak Türkiye kadın voleybolunun ilk büyük uluslararası kulüp derecesini aldı. 1999’da Avrupa Kupa Galipleri Kupası’nı kazanarak ülke voleyboluna ilk Avrupa kulüp kupasını getirdi.
Daha kritik karar ise kupaların ötesindeydi. Eczacıbaşı 1990’ların ilk yarısından itibaren diğer spor branşlarından çekilip kaynaklarını kadın voleybolunda yoğunlaştırdı.
Bu tercih, Türkiye sporunda sıra dışı bir ekonomik model yarattı: Kadın sporunun bir kulübün yan faaliyeti değil, ana ürünü olabileceği görüldü.
Sonraki yıllarda yalnızca A takım finanse edilmedi. Altyapılar, spor okulları, burslar ve tesisler kuruldu.
Kulüp, 2017 itibarıyla kendi programlarından 11 bin lisanslı voleybolcu yetiştirildiğini açıkladı.
KURUMSAL HAFIZA
Bu yatırım bugün de devam ediyor. Eczacıbaşı’nın 2025’te Kartal’da açtığı 25 bin metrekarelik yeni tesiste 4 bin kişilik ana salonun yanında üç antrenman sahası, altyapı oyuncuları için konaklama bölümleri, fitness ve fizyoterapi alanları bulunuyor.
Türkiye’nin önemli farklarından biri tam burada ortaya çıkıyor: Kadın voleyboluna yatırım bir dönemlik sponsorluk kampanyası olarak kalmadı, kuşaktan kuşağa aktarılan kurumsal hafızaya dönüştü.
ECZACIBAŞI'NIN YANINA VAKIFBANK VE FENERBAHÇE GELDİ
Tek bir güçlü kulübün varlığı milli takım için yeterli değildi. Asıl sıçrama, Türkiye’de birden fazla kulübün aynı anda dünya ölçeğinde yatırım yapmaya başlamasıyla yaşandı.
VakıfBank Spor Kulübü 1988’de Ankara’da kuruldu ve 1992’de ilk lig şampiyonluğunu aldı. Sonrasında Avrupa’nın en başarılı voleybol organizasyonlarından birine dönüştü.
Bugün kulübün yedi CEV Şampiyonlar Ligi, dört Dünya Kulüpler Şampiyonası ve 15 Türkiye Ligi şampiyonluğu bulunuyor.
2026 Şampiyonlar Ligi finalinde Eczacıbaşı’nı yenerek yedinci Avrupa şampiyonluğunu alan VakıfBank, organizasyon tarihinde kadınlar ve erkekler dahil en fazla şampiyonluk kazanan kulüp konumuna geldi.
VakıfBank yatırımı da yalnızca transfer bütçesinden ibaret değildi. 2016’da hizmete giren VakıfBank Spor Sarayı yaklaşık 30 bin metrekarelik bir kompleks olarak inşa edildi kulübün verdiği bilgiye göre tesis altyapı ve spor okulları dahil hafta sonları yaklaşık bin sporcuya antrenman olanağı sağlayabilecek biçimde tasarlandı.
Bugün kulübün İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa ve Saraybosna’yı kapsayan dokuz voleybol okulu bulunuyor ve sistemin açık hedeflerinden biri spor okulundan altyapıya, oradan A takıma oyuncu taşımak.
FENERBAHÇE'NİN ÖNEMLİ ROLÜ
Fenerbahçe de üçüncü büyük merkez haline geldi. Sarı-lacivertliler 2010’da Dünya Kulüpler Şampiyonası’nı kazanarak bunu başaran ilk Türk takımı oldu, 2012’de ise Şampiyonlar Ligi şampiyonluğuna ulaştı.
Bir camia takımı olarak sarı-lacivertlilerin voleybola önemli bir yatırım yapması branşın popülerliğini büyük ölçüde artırdı.
Böylelikle 2000’lerin sonundan itibaren Türkiye’de çok önemli bir eşik aşıldı: Milli takım oyuncularının büyük bölümü sezon boyunca yalnızca Türkiye Ligi’nde oynamıyor, her hafta dünyanın en iyi oyuncuları ve en iyi antrenörleriyle aynı salonda çalışıyordu.
Milli takımın uluslararası maçlara hazırlanması artık yalnızca yaz aylarındaki kamp döneminden ibaret değildi. Kadınlar Voleybol Ligi fiilen yıl boyunca süren bir üst düzey milli takım laboratuvarına dönüştü.
TÜRKİYE LİGİ DÜNYAYA AÇILDI, DÜNYA TÜRKİYE'YE GELDİ
Bu modelin etkisini kupalar üzerinden okumak mümkün.
2010’da Fenerbahçe dünya şampiyonu oldu. VakıfBank 2011’de ilk Şampiyonlar Ligi kupasını aldı. Eczacıbaşı 2015’te hem Avrupa hem dünya şampiyonluğuna ulaştı. VakıfBank 2013, 2017, 2018 ve 2021’de Dünya Kulüpler Şampiyonası’nı kazandı.
2023 Dünya Kulüpler Şampiyonası finalinde ise iki Türk takımı karşılaştı: Eczacıbaşı, VakıfBank’ı 3-2 yenerek dünya şampiyonu oldu.
Aynı şey Avrupa’da da yaşandı. 2023 Şampiyonlar Ligi finali VakıfBank-Eczacıbaşı arasında oynandı. 2026’da yine aynı iki kulüp Avrupa’nın en büyük kupasının finaline çıktı; bu kez VakıfBank yedinci şampiyonluğunu aldı.
2026’da Galatasaray da CEV Kupası’nı kazandı. Yani Türkiye’de uluslararası rekabet birkaç yılın başarılı tek kulübüyle sınırlı kalmadı.
Bu noktada milli takım başarısının önemli sırrı görülüyor. İtalya, Brezilya, ABD, Sırbistan ya da Çin’le oynanacak maçın temposu Türk oyuncular için yabancı değil.
Çünkü Paola Egonu, Tijana Boskovic, Gabi, Isabelle Haak, Zhu Ting gibi dünyanın elit oyuncularının bir bölümü yıllar boyunca Türkiye’de ya oynadı ya da Türk kulüplerine........
