Yapay zekâ, bilişsel teslimiyet ve üniversite
Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.
Yapay zekâ büyük dil modeli ChatGPT’yi günlük hayatımıza sokan OpenAI şirketi kurucusu Sam Altman, Stanford Üniversitesi’ndeki eğitimini yarıda bırakmıştı. Geçtiğimiz aylarda katıldığı bir söyleşide 4 yıllık üniversite eğitiminin fazla olduğunu söyledi, iş hayatına erken atılmanın faydalarını sıraladı.
Özellikle yapay zekâ çağında öğrenmeyle kurduğumuz ilişki daha çok sorgulanır hâlde artık. Bir yandan işsiz kalacak meslek gruplarının sıralamaları paylaşılırken, diğer yandan kişiye göre eğitim sağlayacak yapay zekâ asistanları devrinde üniversitelerin faydası tartışmaya açılıyor.
Oksijen Gazetesi’nin yapay zekâ ve gelecek temalı toplantılar serisine davet edilen “Fütürist ve Teknokratlar Derneği Eş Başkanı” Alphan Manas şöyle konuşmuş: “Üniversitelerle çalışma hayatı birleşecek. Dört sene üniversite falan olmayacak. Ben çocuklarıma söylüyorum: 'Ne yapacaksınız, üniversiteye gitmeyin, en azından tamamen gitmeyin. Belki bir yıla, iki yıla düşer.”
Elbette her gencin üniversiteden vazgeçip ticarete atılacak ya da yenilikçi bir şirket kuracak hâli yok ama podyumlardan bu mesajlar sıklıkla veriliyor. Patronun sermaye birikimi için üretken emeğin yeni yeteneklerle donatılması isteniyor. Üniversitelerde adında “yapay zekâ” ifadesinin daha fazla geçtiği dersler açılarak vitrin yenileniyor. Akademi bu büyük dönüşümün şafağında piyasanın talep ve baskılarına ayak uydurma çabasındayken üniversitenin anlamı üzerine de düşünmek gerekiyor.
ÜNİVERSİTE NE İŞE YARAR?
Üniversite denilince herkesin kafasında canlanan farklı; tarihsel geleneğiyle bilim üretilen kampüslerin yanı sıra, “her ile bir üniversite” kampanyasıyla kurulan, yöneticilerin torpilli tanıdıklarının kadrolara doluşturulduğu türden tabela üniversiteleri, eğitimden çok tanıtıma kaynak aktaran özel “apartman üniversiteleri” de var. Ancak bu yazının odağında sistemdeki bu çarpıklıklardan çok, “üniversite ne işe yarar?” sorusu var ve bu soru yapay zekâ teknolojileri gündelik hayata sızmadan önce de gündemdeydi.
Bu yıl, 54 yaşında hayatını kaybeden Avustralyalı akademisyen Peter Fleming, Türkçe’ye “Karanlık Akademi, Üniversiteler Nasıl Ölür” (Koç Üniversitesi Yayınları, 2025) olarak çevrilen kitabın yazarı. Fleming kitapta, üniversitelerin son dönemde geleneksel akademi gibi değil, sektör taleplerine yönelik işgücü üreten “iş fabrikaları” gibi çalıştığına dikkat çekiyordu. Oysa ona göre bir üniversitenin temel amacı; uygulanan uzmanlık, ampirik inceleme ve kavramsal derinlik yoluyla yeni anlama alanları yaratmak ve mevcut bilgi birikimini genişletmekti. Ancak böyle olursa insanlık fiziksel, teorik, politik, kültürel, çevresel ve ekonomik boyutlarda daha iyiye taşınabilirdi.........
