menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kaykay

55 0
11.03.2026

Gündemden biraz uzaklaşmak için kitaplığımın tozunu alırken aklıma tuhaf bir soru geldi: Bu kadar kitap benden sonra ne olacak? Bir sahafa mı gidecekler, bir depoya mı kaldırılacaklar? Umberto Eco’ya göre kitap, tekerlek ya da çatal gibi insan hayatından hiç kaybolmayacak bir nesne. Öyle mi gerçekten?

Oysa sahafa ya da depoya gidecek bu kitapların her birinin bir hikâyesi var. Şunu bir yazar dostum hediye etmişti. Şu kitabı yayına hazırlamak için haftalarca uğraşmıştım. Öğrenciyken Beyazıt’ta öğle yemeği paramı verip aldığım bir kitap var şurada. Birini ilk aşkım hediye etmişti. Bir başkasını babam ben doğmadan önce almıştı; altını çizdiği satırları defalarca okuyup anlamlar çıkarmaya çalışmıştım.

Bunları düşünürken aklıma Jim Jarmusch’un Father, Mother, Sister, Brother filmi geldi. Filmin her bölümü ayrı bir yazı konusu belki ama son bölüm, tam da kitaplığın başında hissettiğim duyguya denk düşüyordu.

Biri kadın, biri erkek ikiz kardeşler, artık hayatta olmayan anne babalarının boşaltılmış evine gidiyorlardı. Çocuklukları o evde geçmişti ve şimdi ev bomboştu. Erkek kardeş bütün eşyaları bir kamyonete yükleyip depoya kaldırmıştı; ev kiraya verilecekti. Boş evde birlikte çocukluk fotoğraflarına baktılar. Mutfağa girdiklerinde babalarının yaptığı o lezzetli........

© Birgün