menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hortum, sel, aşırı sıcak: COP31'e doğru Türkiye’de konteynerde barınmak

29 0
previous day

Antalya’nın Kepez ilçesinde yaşanan hortumda, iki konteyner parçalandı, kule vinci devrildi. Dört kişi hayatını kaybetti. Hortumun vurduğu şantiyeden gelen görüntüler, hortumun yıkıcı etkisini gözler önüne serdi.

bianet’e konuşan Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı, hortumun bir “tehlike” olduğunu belirten Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı, ölümlere dönüşüp dönüşmemesinin insanların nerede, hangi koşullarda yaşadığına ve korunma imkanlarına bağlı olduğunu söylüyor:

“Kepez'de hortumun yanındaki sağlam yapılar ayakta kaldı, hatta yan taraftaki konteynerler bile zarar görmedi. İnsanları öldüren, o dar izin tam üzerinde, sabitlenmemiş hafif bir yapıda kalıyor olmalarıydı. Aynı hortum aynı gece sağlam bir binadaki insanları öldürmeyecekti.”

Öte yandan Antalya’da hortuma sabitlenmemiş konteynerlerde yakalanan işçilerin hayatını kaybetmesi, deprem bölgesinde hala konteynerlerde sürdürülen yaşam mücadelesini akıllara getiriyor.

bianet’e konuşan CHP’li Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara’nın aktardığına göre; Hatay’da şuan 90 adet konteyner kent bulunuyor. Bu konteyner kentlerde yaklaşık 55 bin kişi yaşıyor.

Mayıs 2023’ten bu yana Samandağ’da konteynerde yaşayan Güney Oruç ise aşırı sıcaklarda, selde ve fırtınada konteynerde yaşadıklarını anlatıyor:

"Bırakın konteynerleri, yeni yaptıkları evleri kötü yapmışlar. Berbat durumdalar.”

Hortumlar artıyor mu?

Sema Özen Bayraktar ve Prof. Dr. İhsan Çiçek’in 2022’de Uluslararası Sosyal ve Beşeri Bilimler Araştırma Dergisi’nde (JSHSR) yayınlanan “Türkiye’de Hortum Olayları” başlıklı araştırma makalesine göre; Türkiye’de hortumların sayıları son yıllarda artış gösterdi. Buna göre; 2000-2020 yılları arasında toplam 520 hortum gerçekleşti.

Araştırmanın dikkat çeken kısmı ise Birleşmiş Milletler’in 31. İklim Zirvesi’nin yapılacağı Antalya ve çevresinde hortumların daha yaygın yaşanması. Buna göre; her üç hortumdan biri Antalya’da yaşandı:

“Antalya’da 21 yılda toplam 178 hortum olayı gerçekleşti.”

Araştırmaya göre; hortum olaylarında özellikle 2009’dan sonra belirgin bir artış söz konusu: “Ancak iklim değişikliği ile hortumlar arasındaki bağlantı henüz tam olarak açıklığa kavuşmamıştır.”

Öte yandan Doç Dr. Doğukan Yavaşlı, Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) son değerlendirmesine işaret ediyor:

“Hortum birkaç yüz metre genişliğinde, birkaç dakika süren bir olay. İklim modellerinin göremeyeceği kadar küçük. Kayıtlardaki artışı da dikkatle okumak lazım.”

Bir veritabanına ihtiyaç olduğunu söyleyen Doç. Dr. Yavaşlı, “Her olaydan sonra hasarı yerinde inceleyip şiddeti derecelendiren bir saha ekibi ve araştırmacılara açık radar arşivleri de gerekiyor. Türkiye'de radar, uydu ve istasyon gözlemleri mevcut. Eksik olan, bunları hortumlar için düzenli bir kayıt sistemine dönüştüren kurumsal görev” diyor.

COP31 ev sahibi Antalya’da hortum: Uyarılar neden hayat kurtarmadı?

Hortumun haritası: Antalya’dan İskenderun Körfezi’ne…

Türkiye’de 2000-2020 arasında gerçekleşen hortumların dağılışı ise “Türkiye’de Hortum Olayları” çalışmasında şu harita üzerinden gösterildi:

Haritada Akdeniz’deki kaydedilen hortumların İskenderun Körfezi üzerinden Hatay’a doğru uzandığı görülüyor.

Doç. Dr. Yavaşlı, haritada İskenderun Körfezi’ndeki yoğunluğu şöyle değerlendiriyor:

“İskenderun Körfezi Doğu Akdeniz'in en sıcak kıyı sularından biri. Amanos (Nur) Dağları körfezin hemen ardında dik yamaçlarla 2.000 metreyi aşıyor. Nemli hava bu engele çarpıp yükseldiğinde fırtına hücreleri beslenir. Antalya Körfezi'nden sonraki belirgin kümelerden birinin İskenderun Körfezi ve Hatay çevresi olması da bunun izi.”

Yine de Hatay’la Antalya’yı aynı kabul etmemek gerektiğini söyleyen uzman, Hatay’da tehlikenin ağırlığının hortumdan çok sel ve su baskınlarında olduğunu belirtiyor.

Yalnızca Hatay’da 55 bin kişi, konteyner kentlerde yaşıyor

TBMM’ye verilen soru önergelerine gelen Bakanlık cevaplarında 4 Mayıs 2026 itibarıyla deprem bölgesi ilan edilen 11 ildeki konteyner kent sayısının 215 olduğu bildirildi. Bakanlığın verdiği bilgiye göre; konteynerlerde yaşayan insanların sayısı 184 bin 891.

Bu konteyner kentlerin 148’i ise Hatay’ın 10 ilçesine dağılmış durumda. Hatay’da konteynerde yaşayan toplam insan sayısı 102 bin 209. 

bianet’e konuşan CHP Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara’dan aldığımız bilgiye göre; 2 Kasım 2026 tarihi itibarıyla Hatay’da 90 adet konteyner kent bulunuyor. Bu konteyner kentlerde yaklaşık 55 bin kişi yaşıyor. Bu kişilerin yüzde 65-70 civarı ise depremden önce kiracı olan yurttaşlardan oluşuyor. Yıldırım, konteyner kentlerde kalan insanların en yoksul kesim olduğunu da ayrıca dile getiriyor. Buna göre Mayıs’tan bu yana konteyner kentlerde yaşayan insanların sayısı yüzde 50 azalmış.

Üç buçuk yıldır konteynerde yaşıyor

Mayıs 2023’ten bu yana konteynerde yaşayan Güney Oruç, bunun etkilerini birincil elden yaşayan bir depremzede. Oruç, Samandağ’da konteynerde 59 yaşındaki annesiyle birlikte yaşıyor. Aynı zamanda 30 köpeği, 29 da kedisi var. Konteynerde birlikte yaşadığı babasını kısa bir süre önce kaybetmiş.

Güney Oruç, babasının hayatını kaybetmeden önce fıtık ameliyatı olduğunu, sert geçen kış koşullarında konteyner çevresinde yürütemedikleri için zamanla kas kaybı yaşadığını anlatıyor. Bunun da konteynerdeki yetersiz ortam koşullarından kaynaklandığını ve zamanla durumun daha da kötüleştiğini ardından da babasını kaybettiğini anlatıyor. Oruç sel, su baskını, aşırı sıcak ve rüzgar olduğunda yaşadıkları zorlukları bianet’e anlattı.

Konteynerde en çok hissedilen: Aşırı sıcak ve ani sel

Tam da bu noktada afet bölgesinde konteyner kentlerde yaşayan insanlar için hortum, sel, su baskını vb tehlikelerin boyutunu sorduğumuz Doç. Dr. Yavaşlı, şöyle yanıt veriyor:

“Konteyner kentlerde yaşayanlar için tehlikelerin sırasını doğru koymak gerekiyor. İklim sinyalinin en güçlü olduğu ve en sık hissedilen tehlikeler aşırı sıcak ve ani sel. Hortum daha seyrek ama daha ölümcül. 2023'ten bu yana tekrarlanan su baskınları ve yaz sıcakları tek tek manşet olmasa da çok daha fazla insanı etkiliyor. Afet sonrası iyileşme ile iklim uyumunu bu yüzden ayrı başlıklar olarak ele alamayız. En kalıcı çözüm de insanların güvenli ve sağlıklı kalıcı konutlara bir an önce kavuşması.”

Yavaşlı’ya göre; konteyner kentlerin konumlarındaki en kritik değişken dere yatağına ve taşkın ovasına yakınlık. Asi Nehri'ne yakın kurulan kamp alanları için taşkın riskine değinen Yavaşlı, şunları aktarıyor:

“Eğim de belirleyici. Önü açık, rüzgârı kesecek yapı ya da ağaç dokusu olmayan düzlüklerde hafif yapılar rüzgâra doğrudan maruz kalıyor. İskenderun, Arsuz ve Samandağ kıyısındaki alanlar da deniz hortumlarının karaya çıktığı ilk birkaç kilometrelik şeritte. Öte yandan kıyıdan uzak olmak da tek başına güvence değil, Kepez bunu gösterdi.”

Uzman isim, hangi konteyner kentinin ne kadar riskli olduğuna ilişkin bir analiz yapılmasının zor olmadığını, ancak bu analizin yapılıp yapılmadığı ve yapıldıysa neden paylaşılmadığının önemli bir soru işareti olduğunu söylüyor.

Hatay'da şiddetli yağış: Dört konteyner kentte su baskını yaşandı

“Çok kırılganlar, ama her tehlike için başka bir nedenle”

Konteyner gibi geçici barınakların aşırı hava olayları karşısında kalıcı konutlardan daha mı kırılgan olduğunu sorduğumuz Doç. Dr. Yavaşlı’ya göre; “Çok kırılganlar, ama her tehlike için başka bir nedenle.”

Kepez'de hayatını kaybedenlerin depremzede değil, şantiye işçisi olduğunu, ancak yapı tipi konteyner olduğu için derslerin ortak olduğunu ifade ediyor:

“Ama bir konteynerin dayanıklılığı nasıl üretildiğine, zemine nasıl bağlandığına ve nereye kurulduğuna göre çok değişiyor. Bu yüzden bütün konteynerler için ‘kalıcı konuttan şu kadar daha........

© Bianet