menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

AB şirketleri: Bir ‘rant kapitalizmi’ mi?

62 0
12.10.2026

Avrupa neden yatırım ve büyümede ABD’nin, hele hele Çin ve Hindistan’ın gerisinde kalıyor? İktisatçı Mariana Mazzucato ve UCL Yenilik ve Kamu Amacı Enstitüsü ekibinin Avrupa Sendikalar Konfederasyonu (ETUC) desteğiyle hazırladığı Ücretler Baskı Altında, Yatırımlar Durdu başlıklı rapor, AB’nin rekabet gücündeki gerilemeyi ana akım iktisatçıların ve Mario Draghi’nin savunduğu gibi aşırı düzenlemelere veya ucuz kredi eksikliğine bağlamıyor

Mazzucato’ya göre sorun, kârların üretim, yenilik ve nitelikli istihdam yerine hissedarlara ve üst yöneticilere aktarılması. Avrupa’da gelirler giderek üretimden değil, varlıklara sahip olmaktan, finansal pozisyonlardan ve piyasa gücünden elde ediliyor. Mazzucato bu düzeni “rant kapitalizmi” olarak tanımlıyor ve Avrupa’nın değer gaspı yerine değer yaratmaya dayalı bir ekonomiye geçmesi gerektiğini savunuyor.

Mazzucato ve ekibi, üretimden elde edilen kârlılık 2000’den bu yana gerilerken şirketlerin toplam kârlarının güçlü kaldığını belirtiyor. Bunun nedenini finansallaşmada görüyorlar. İncelenen 300’den fazla AB şirketinin yaklaşık altıda biri, kazançlarının yüzde 10’undan fazlasını üretken faaliyetler yerine finansal yatırımlardan sağlıyor.

AB’de kurumlar vergisinin ortalama oranı 1995’te yüzde 35 iken 2023’te yüzde 21’e düştü. Ancak vergi indirimleri üretken yatırımları artırmadı; hissedarlara, hisse geri alımlarına ve faiz getiren yatırımlara daha fazla kaynak sağladı. Net kâr içindeki temettü ve hisse geri alımlarının payı 2000’de yüzde 27 iken 2024’te yüzde 68’e çıktı. Finans dışı şirketlerin toplam tasarrufları da yatırımlarını aştı. 2024’te tasarruflar 2,28 trilyon avro, yatırımlar 2,18 trilyon avroydu.

İncelenen şirketlerde yatırılan sermayenin ortalama getirisi 2000’de yüzde 13,4’ten 2024’te yüzde 10,5’e geriledi. Bu yüzde 22’lik düşüş, üretim tesislerine veya Ar-Ge’ye yatırımı finansal alternatiflere kıyasla daha az cazip hale getirdi. AB’de net sermaye oluşumunun GSYH içindeki payı yüzde 3,7’den yüzde 1,6’ya inerken şirketlerin yüzde 35’i hiç Ar-Ge yatırımı yapmadığını bildirdi.

DEĞER FİNANS PİYASALARINDA DEĞİL EMEKLE YARATILIR

Bu bulgular, bana göre üretken yatırımlardaki yavaşlamanın arkasında düşen kârlılığın bulunduğu yönündeki Marksist tezi doğruluyor. Ancak Mazzucato, kâr oranının şirketlerin finansal yatırımlara yönelmesi ve kaynak biriktirmesi sonucunda düştüğünü savunuyor. Başka bir deyişle düşüşün nedeni finansallaşma.

Oysa bu, neden ile sonucu tersine çevirmek demek. Kalecki ve diğer post-Keynesçi iktisatçıların yaklaşımının aksine, yatırımlar kârların değil, kârlar yatırımların sonucuymuş gibi bir açıklama yapılıyor.

Üretken sermayenin kârlılığı geriledikçe şirketler nakit biriktirdi veya daha yüksek getiri........

© Aydınlık